İklim değişikliği, şehir yaşamı ve sürekli çevrim içi olma alışkanlığı, kaliteli uykuya ulaşmayı giderek zorlaştırıyor. Journal of Sleep Research dergisinde yayımlanan bir makaleye göre yükselen gece sıcaklıkları, vardiyalı çalışma düzeni, dijital cihaz kullanımı ve sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler uyku sağlığını tehdit eden başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Araştırmacılar, yeterli ve dinlendirici uykunun yalnızca kişisel tercihlere bağlı olmadığını vurgulayarak Avrupa genelinde daha kapsamlı önlemler alınması çağrısında bulunuyor.
ARTAN SICAKLIKLAR GECE UYKUSUNU BÖLÜYOR
Avrupa'da yükselen sıcaklıklar, uyku sağlığını etkileyen çevresel sorunların başında geliyor. Geceleri hava sıcaklığının yüksek seyretmesi, vücudun uyku sırasında ihtiyaç duyduğu soğuma sürecini zorlaştırabiliyor. Bu durum uykuya dalmayı geciktirirken gece boyunca daha sık uyanmaya neden olabiliyor.
Kentlerde trafik gürültüsü, hava kirliliği ve yapay aydınlatma da uyku kalitesini düşüren etkenler arasında yer alıyor. İklim değişikliğine bağlı kaygılar ve aşırı hava olayları ise uyku düzenini dolaylı olarak etkileyebiliyor.
Araştırmacılar, özellikle yalıtımı yetersiz konutlarda yaşayanların, serinleme imkânlarına erişemeyenlerin ve kalabalık evlerde kalanların bu sorunlardan daha fazla etkilenebileceğine işaret ediyor.
SOSYAL MEDYADAKİ SLEEPMAXXING AKIMINA DİKKAT
Son dönemde sosyal medyada yaygınlaşan "sleepmaxxing" akımı, uykuyu mümkün olan en iyi seviyeye çıkarmayı amaçlayan çeşitli yöntemleri gündeme taşıyor. Ancak araştırmacılar, bu yaklaşım kapsamında önerilen katı uyku rutinlerinin ve bilimsel dayanağı bulunmayan uygulamaların bazı kişilerde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Uyku düzenini takip eden akıllı saatler ve mobil uygulamalar, kişilerin alışkanlıklarını gözlemlemesine yardımcı olabiliyor. Bununla birlikte bu cihazların sunduğu veriler her zaman bir uyku bozukluğunu teşhis edecek doğrulukta olmayabiliyor.
Uzmanlar, uyku verilerini sürekli kontrol etmenin ve kusursuz uyku sonuçlarına ulaşmaya çalışmanın gereksiz kaygıya neden olabileceğini ifade ediyor. Uyku ölçümlerinde mükemmellik arayışının takıntı haline gelmesi ise "orthosomnia" olarak adlandırılıyor.
VARDİYALI ÇALIŞMA UYKU DÜZENİNİ ETKİLİYOR
Araştırmaya göre uyku sağlığını zorlaştıran önemli etkenlerden biri de modern çalışma yaşamı. Gece vardiyaları, düzensiz mesai saatleri ve iş dışında da ulaşılabilir olma beklentisi, çalışanların dinlenmeye ayırabildiği zamanı azaltabiliyor.
Makalede aktarılan tahminlere göre Avrupa'daki çalışanların yaklaşık yüzde 21'i vardiyalı sistemde görev yapıyor. Özellikle gece çalışan sağlık personeli, ulaşım sektörü çalışanları ve düzensiz çalışma saatlerine sahip kişiler, vücudun doğal uyku-uyanıklık döngüsünü korumakta zorlanabiliyor.
Uzaktan çalışma düzeni ve mesai sonrasında devam eden iş mesajları da çalışma hayatıyla özel yaşam arasındaki sınırların belirsizleşmesine yol açabiliyor.
Araştırmacılar, daha öngörülebilir vardiya planlarının oluşturulmasını ve çalışanların dinlenme sürelerini koruyan işyeri uygulamalarının geliştirilmesini öneriyor.
UYKU SAĞLIĞINDA EŞİTSİZLİK ARTIYOR
Uyku kalitesini etkileyen çevresel ve ekonomik koşulların toplumun bütün kesimlerinde aynı olmadığı belirtiliyor. Uygun konut koşullarına ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan farklılıklar, bazı grupların uyku sorunlarıyla daha fazla karşılaşmasına neden olabiliyor.
Özellikle düşük gelirli hanelerde yaşayanlar, mülteciler ve yerinden edilmiş kişiler; yüksek sıcaklık, kalabalık yaşam alanları, gürültü ve mahremiyet eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor.
Uyku tıbbına erişimdeki eşitsizlik de sorunların belirlenmesini ve uygun destek alınmasını zorlaştırabiliyor. Dijital takip sistemleri bazı bölgelerde uzaktan sağlık hizmetlerine katkı sağlayabilse de bu araçların profesyonel değerlendirmelerin yerini tutmadığı vurgulanıyor.
UZMANLARDAN HÜKÜMETLERE UYKU SAĞLIĞI ÇAĞRISI
Çalışmanın yazarlarından Nottingham Trent Üniversitesi Psikoloji ve Uyku Öğretim Görevlisi Fran Pilkington-Cheney, Avrupa'da uyku sağlığını tehdit eden çok sayıda etkenin aynı dönemde etkili olduğunu belirtti.
Pilkington-Cheney, "Avrupa genelinde uyku sağlığını tehdit eden mükemmel bir fırtına ile karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, uyku sorunlarının yalnızca bireylerin alışkanlıklarını değiştirmesiyle çözülemeyeceğini belirtiyor. İklim politikaları, kent planlaması, sağlık hizmetleri, eğitim ve çalışma hayatında ortak adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor.
Çalışmada, artan sıcaklıkların ve dijital yaşamın oluşturduğu baskıların önümüzdeki yıllarda daha da güçlenebileceği uyarısı yapılıyor. Bu nedenle dinlendirici uykuya erişimin toplum sağlığının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.