Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi hekimler, Meme Kanseri Farkındalık Ayı ve Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında İstanbul’da düzenlenen toplantıda meme kanserine ilişkin yanlış bilinenleri ele aldı. Uzmanlar; bitkisel ürünler, aile öyküsü, mamografi ve kemoterapi konusunda değerlendirmelerde bulundu.
BİTKİSEL ÜRÜNLER TEDAVİYİ ETKİLEYEBİLİR
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserinin erken evrede teşhis edildiğinde tedavi başarısının artabildiğini belirterek düzenli taramanın önemini vurguladı. Eren, hekim önerisi dışında tedavi yöntemlerine başvurulmaması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Özlem Sönmez de “doğal” olarak tanıtılan her ürünün güvenli kabul edilemeyeceğine dikkat çekti. Bitkisel karışımlar ve gıda takviyeleri bazı kanser ilaçlarıyla etkileşime girebilir; bu ürünler ilacın vücuttaki etkisini değiştirebilir. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü de kanser tedavisi sırasında kullanılan takviye ve bitkisel ürünlerin hekimle paylaşılmasını öneriyor.
Eren, bazı bitkisel maddelerin zehirlenmeye yol açabileceğini ve kemoterapi tedavisini zayıflatabileceğini belirterek hastaların tedavi ekibine danışmadan bu ürünleri kullanmaması gerektiğini ifade etti.
AİLE ÖYKÜSÜ OLMAYANLAR DA TARAMA YAPTIRMALI
Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, ailesinde meme kanseri görülmeyen kişilerin de hastalık riski taşıyabileceğini söyledi. Topuzlu, aile öyküsünün bulunmamasının düzenli taramaları ihmal etmek için gerekçe olmadığını belirtti.
Meme kanserinin erkeklerde de görülebildiğini hatırlatan Topuzlu, hastalığın yalnızca kadınları ilgilendirdiği yönündeki algının doğru olmadığını kaydetti.
MAMOGRAFİDE ERKEN TANI FAYDASI ÖNE ÇIKIYOR
Prof. Dr. Gül Başaran, mamografide kullanılan düşük doz radyasyona ilişkin kaygıları değerlendirdi. Başaran, tarama kararında radyasyon riskinin, erken teşhisin sağlayabileceği yararla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Başaran ayrıca, BRCA genleri gibi kalıtsal risklerin değerlendirilmesinde genetik danışmanlığın önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığına bağlı KETEM’lerde meme kanseri taramaları ücretsiz yürütülüyor; Bakanlığın ulusal programında 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi öneriliyor.
KEMOTERAPİ KARARI HASTAYA GÖRE VERİLİYOR
Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını belirterek tedavi planının tümörün özelliklerine ve hastalığın evresine göre oluşturulduğunu anlattı. Eralp, bu nedenle her hastanın kemoterapi almasının gerekmediğini vurguladı.
Uygun hastalarda hormon tedavileri ve hedefe yönelik ilaçlar gibi farklı seçenekler değerlendirilebiliyor. Tedavi yöntemine hastanın sağlık ekibi karar veriyor.
TEDAVİ SONRASI TAKİP SÜRMELİ
Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, tedavi tamamlandıktan sonra düzenli hekim kontrollerinin ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve kilo kontrolünün yaşam kalitesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, meme kanseriyle ilgili kararların yanlış inanışlara göre değil, bilimsel bilgiler ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda verilmesi çağrısı yaptı.