Göz cerrahisinde kullanılan yeni teknolojiler, tedavi süreçlerini daha hassas ve kişiye özel hale getiriyor. Robot destekli katarakt cerrahisi, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal göz içi lensler sayesinde hem cerrahi planlama hem de hasta konforu açısından yeni seçenekler öne çıkıyor.
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde göz cerrahisindeki temel hedefin yalnızca görme sorununu ortadan kaldırmak olmadığını, hastanın günlük yaşam kalitesini artırmanın da önemli hale geldiğini belirtti.
TEDAVİLER DAHA KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR
Göz cerrahisindeki teknolojik gelişmelerin hasta beklentilerini de değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, tedavilerin artık daha ayrıntılı planlandığını söyledi.
Coşar, “Bugün göz cerrahisinde ulaştığımız noktada hedefimiz yalnızca hastanın görmesini sağlamak değil; onun gözlüksüz, kaliteli ve aktif bir yaşam sürdürebilmesine de katkı sunmak. Teknolojideki gelişmeler sayesinde tedaviler daha güvenli, daha hassas ve kişiye özel planlanabiliyor” dedi.
Bu yaklaşımda hastanın yalnızca mevcut göz rahatsızlığı değil, günlük yaşam alışkanlıkları ve görme beklentileri de dikkate alınıyor.
FEMTOLASIK VE SILK TEKNOLOJİLERİ ÖNE ÇIKIYOR
Refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK teknolojileri, miyopi, hipermetropi ve astigmat tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Banu Coşar, bu teknolojilerin kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilmesine imkan verdiğini ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini ifade etti.
Yeni nesil lazer sistemlerinde tedavi planı hastanın göz yapısına göre belirlenirken, korneaya yapılan işlemlerin daha hassas biçimde uygulanması hedefleniyor.
ROBOT DESTEKLİ KATARAKT CERRAHİSİ
Katarakt tedavisinde de teknolojik sistemlerin kullanımı giderek artıyor.
Femtosaniye lazer destekli robotik katarakt cerrahisinde, klasik yöntemde cerrahın elle gerçekleştirdiği bazı aşamalar bilgisayar destekli lazer teknolojisiyle uygulanabiliyor.
Bu yöntemde korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemler mikron düzeyinde hassasiyetle planlanabiliyor.
Prof. Dr. Banu Coşar, “Robot destekli sistemler cerrahi planlamada öngörülebilirliği artırırken, özellikle hassas uygulamalarda önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmeler hem cerrahın işini kolaylaştırıyor hem de hasta güvenliğini destekleyen önemli teknolojik katkılar sunuyor” ifadelerini kullandı.
KATARAKT AMELİYATLARINDA SÜREÇ DEĞİŞTİ
Teknolojik gelişmeler, katarakt ameliyatlarının uygulanış biçimini de değiştirdi.
Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde katarakt cerrahisinin dikişsiz ve damla anestezisiyle yapılabildiğini, işlemin çoğu zaman yaklaşık 15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini belirtti.
Cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde görmenin daha kısa sürede toparlanabildiğini ifade eden Coşar, “Geçmişte hastaların günlük yaşamlarına dönmesi günler alabiliyordu. Bugün ise uygun hastalarda ertesi gün normal yaşama büyük ölçüde dönmek mümkün olabiliyor. Bu hem hasta konforunu artırıyor hem de yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor” dedi.
KATARAKT TEDAVİSİNDE HEDEF SADECE MERCEĞİ DEĞİŞTİRMEK DEĞİL
Katarakt cerrahisi artık yalnızca bulanıklaşan doğal göz merceğinin değiştirilmesiyle sınırlı bir işlem olarak değerlendirilmiyor.
Prof. Dr. Banu Coşar, hastanın göz numarasının ve yaşam beklentilerinin de ameliyat planlamasına dahil edildiğini belirterek, “Artık sadece kataraktı tedavi etmiyoruz; hastanın göz numarasını ve yaşam beklentilerini de değerlendirerek kişiye özel bir görme planı oluşturabiliyoruz” dedi.
Bu yaklaşımda ameliyat öncesinde yapılan ölçümler ve hastanın günlük yaşam ihtiyaçları tedavi planının önemli bir parçasını oluşturuyor.
AKILLI LENSLER UZAK, ORTA VE YAKIN GÖRÜŞÜ HEDEFLİYOR
Yeni nesil trifokal göz içi lensler, uzak, orta ve yakın mesafede görüş sağlamayı hedefleyen seçenekler arasında bulunuyor.
Ancak bu lenslerin her hasta için standart bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Banu Coşar, doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesinin önemine dikkat çekti.
Coşar, “Bugün elimizde yaşam tarzına göre farklı özellikler sunan çok sayıda ileri teknoloji göz içi lens seçeneği bulunuyor. Bilgisayar başında yoğun çalışan, aktif araç kullanan ya da sık kitap okuyan hastaların beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümlerini, kornea yapısını, retina sağlığını ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarını ayrıntılı biçimde değerlendirerek kişiye en uygun lensi planlıyoruz” diye konuştu.
DOĞRU LENS SEÇİMİ HASTA MEMNUNİYETİNİ ETKİLİYOR
Göz içi lens uygulamalarında kişiselleştirilmiş planlamanın öne çıktığını belirten Prof. Dr. Banu Coşar, hastanın yaşam biçiminin tedavi sonucunda önemli rol oynadığını ifade etti.
“Gelişmiş göz içi lens teknolojileri doğru hasta değerlendirmesiyle uygulandığında hastaların yaşam konforunu önemli ölçüde artırabiliyor. Günümüzde katarakt cerrahisi, yalnızca görmeyi geri kazandıran değil, kişinin yaşam kalitesini yeniden şekillendiren bir tedavi alanı haline geldi” dedi.
Bu nedenle ameliyat öncesinde yalnızca göz yapısının değil, hastanın mesleği, günlük aktiviteleri ve görme beklentilerinin de değerlendirilmesi önem taşıyor.
YAPAY ZEKA DESTEKLİ PLANLAMA GÜNDEMDE
Göz cerrahisinde gelecekte daha fazla kişiselleştirilmiş tedavi modelinin kullanılacağı öngörülüyor.
Prof. Dr. Banu Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemlerinin, gelişmiş görüntüleme teknolojilerinin ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin tedavi süreçlerinde daha fazla yer alacağını belirtti.
Coşar, “Önümüzdeki yıllarda her hastanın göz yapısına ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas planlanmış tedavilerden söz edeceğiz. Teknoloji ilerledikçe hedefimiz yalnızca görmeyi geri kazandırmak değil; her hastaya yaşam biçimine en uygun görme kalitesini sunabilmek olacak” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE ULUSLARARASI EĞİTİMDE DAHA FAZLA ROL ÜSTLENİYOR
Göz cerrahisindeki teknolojik gelişmeler yalnızca tedavi yöntemlerini değil, uzmanlık eğitimlerini de etkiliyor.
Acıbadem Üniversitesi'nin Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği tarafından genç oftalmologlara yönelik uluslararası eğitim merkezlerinden biri olarak yetkilendirilmesiyle birlikte, genç göz cerrahlarına farklı alanlarda uygulamalı eğitim verilmesi planlanıyor.
Eğitim programlarında refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, robotik katarakt cerrahisi ve premium göz içi lens uygulamaları yer alıyor.
GENÇ CERRAHLAR YENİ TEKNOLOJİLERLE EĞİTİLECEK
Prof. Dr. Banu Coşar'ın ESCRS Program Komitesi'ne seçilmesi de Türkiye'nin göz cerrahisi alanındaki uluslararası eğitim çalışmalarında daha görünür hale gelmesini sağlayan gelişmeler arasında gösteriliyor.
Coşar, genç cerrahların yeni teknolojilere hakim şekilde yetişmesinin önemine dikkat çekerek, “Bilimsel gelişmeler ancak güçlü eğitimle sürdürülebilir. Genç meslektaşlarımızın en güncel teknolojilere hakim olarak yetişmesi, hem ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak hem de Türkiye’nin, oftalmoloji alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirecektir” dedi.
Göz cerrahisinde robotik sistemlerden akıllı lenslere, lazer uygulamalarından yapay zeka destekli planlamaya kadar uzanan teknolojik dönüşüm, tedavilerin daha hassas ve hastaya özel şekilde planlanmasına imkan sağlıyor.