Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder, günlük tuz tüketiminin hem Türkiye’de hem de birçok ülkede yüksek olduğunu belirterek tuzdan fakir beslenme alışkanlığının çocukluk döneminden itibaren kazanılması gerektiğini söyledi.
Ecder, sodyumun yaşam için gerekli olduğunu ancak sağlıklı bireylerin günlük ihtiyacını normal besinlerden karşılayabildiğini vurguladı. Bu nedenle yiyeceklere ekstra tuz eklenmesinin bir ihtiyaçtan çok damak alışkanlığı olduğunu ifade etti.
GÜNLÜK TUZ ALIMI 6 GRAMIN ALTINDA TUTULMALI
Prof. Dr. Tevfik Ecder, fazla tuz tüketiminin özellikle yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp yetersizliği ve kronik böbrek yetersizliği bulunan kişilerde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.
Sağlıklı bireylerde de yüksek tuz tüketiminin kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ifade eden Ecder, günlük tuz tüketiminin 6 gramın altında tutulmasının önemli olduğunu söyledi.
EK TUZA İHTİYAÇ YOK
Normal beslenmeyle günlük sodyum ihtiyacının karşılanabildiğini belirten Ecder, yemeklere ayrıca tuz eklenmesine gerek olmadığını vurguladı.
Turşu, salamura ürünler, konserveler ve şarküteri ürünleri gibi tuz oranı yüksek gıdaların da tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini söyledi.
Tuzlu beslenmeye alışmış kişilerin ilk haftalarda zorlanabileceğini belirten Ecder, 4-6 haftalık süreçte damak tadının daha az tuzlu beslenmeye uyum sağlayabileceğini ifade etti.
TUZSUZ BESLENME SAĞLIKLI BİREYLERDE SORUN OLUŞTURMAZ
Tuzdan fakir beslenen bazı hastalarda hiponatremi görülebildiğini belirten Ecder, bunun çoğu zaman düşük tuz tüketiminden değil, idrar söktürücü ilaç kullanımı ve aşırı sıvı alımından kaynaklandığını söyledi.
Sağlıklı bireylerde tuzdan fakir beslenmenin kan tuz düzeyinde düşüşe yol açmasının beklenmediğini ifade etti.
PAKETLİ ÜRÜNLERİN TUZ İÇERİĞİNE DİKKAT
Sadece sofrada eklenen tuzun değil, hazır ve paketli ürünlerde bulunan tuzun da günlük tüketimi artırdığını belirten Ecder, ürün etiketlerinin kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.
Toplumda bu konuda bilincin artırılmasının önem taşıdığını vurgulayan Ecder, satın alınan ürünlerin tuz içeriğine bakmanın alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
DOĞAL TUZLAR DA SODYUM İÇERİYOR
Kaya tuzu, Himalaya tuzu, deniz tuzu ve okyanus tuzu gibi doğal tuzların da büyük oranda sodyum klorür içerdiğini belirten Ecder, bu ürünlerin rafine tuzlara göre tamamen zararsız olduğu düşüncesinin doğru olmadığını söyledi.
Bu tuzlarda bulunan minerallerin diğer gıdalardan da alınabildiğini ifade eden Ecder, mineral almak amacıyla bu ürünlerin fazla tüketilmesinin yüksek sodyum alımını beraberinde getirebileceğini belirtti.
HER DOĞAL TUZ ÜRÜNÜ GÜVENLİ DEĞİL
Ecder, bazı bilimsel çalışmalarda doğal tuz ürünlerinde bakır, kurşun, nikel, cıva, arsenik ve uranyum gibi toksik olabilecek elementlerin tespit edildiğini belirtti.
Bazı deniz ve okyanus tuzu ürünlerinde plastik maddelere de rastlandığını ifade eden Ecder, her doğal tuz ürününün güvenli kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.
SUNİ TUZLAR HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL
Sodyum içeriği azaltılarak potasyumla desteklenen suni tuzların da dikkatli kullanılması gerektiğini belirten Ecder, özellikle kronik böbrek yetersizliği gibi potasyumun kısıtlanması gereken hastalıklarda bu ürünlerin risk oluşturabileceğini söyledi.
Bu nedenle hastaların suni tuz kullanmadan önce hekimlerine danışmaları gerektiğini vurguladı.
İYOTLU TUZ HERKES İÇİN UYGUN OLMAYABİLİR
İyotlu tuzun iyot eksikliğinden korunmak açısından yararlı olduğunu belirten Ecder, bazı tiroid hastalıklarında iyotlu tuz kullanımının sakıncalı olabileceğini söyledi.
Tiroid hastalarının hangi tuzu kullanmaları gerektiği konusunda hekimlerine danışmaları gerektiğini ifade etti.
BİLİNÇ ÇOCUKLUKTA BAŞLAMALI
Prof. Dr. Tevfik Ecder, toplum sağlığının korunması için tuz tüketiminin azaltılması gerektiğini vurgulayarak bu alışkanlığın çocukluk yaşlarından itibaren kazandırılmasının önemli olduğunu söyledi.
Ecder, “Tuz ile mücadele halk sağlığının korunması için temel hedeflerimizden biri olmalıdır” dedi.