Bir buluşmadan sonra konuşmaları zihninde tekrar tekrar tartmak ya da sohbet boyunca nasıl göründüğünü kontrol etmek yorucu olabiliyor. Sosyal kaygıyla baş etmede, bu alışkanlıkları fark etmek ve dikkati kişinin kendisinden konuşmaya çevirmek üzerinde duruluyor.
RAHATLATAN DAVRANIŞLAR KAYGIYI SÜRDÜREBİLİYOR
BBC'nin haberine göre, etkileşimden kaçınmak için telefonla ilgilenmek, göz temasını azaltmak, kısa cevaplar vermek veya yalnızca tanıdık konularda konuşmak kişiye güvenli gelebiliyor.
“Güvenlik davranışları” olarak adlandırılan bu alışkanlıklar, kişinin bunlar olmadan da sosyal bir durumu yönetebileceğini deneyimlemesini zorlaştırabiliyor. Bununla birlikte tek başına telefona bakmak ya da sessiz kalmak, sosyal kaygı bozukluğu olduğu anlamına gelmiyor.
SÜREKLİ KENDİNİ KONTROL ETMEK DİKKATİ SOHBETTEN UZAKLAŞTIRIYOR
Sosyal kaygı yaşayan kişiler, konuşurken yüzlerinin kızarıp kızarmadığını, seslerinin titreyip titremediğini veya gergin görünüp görünmediklerini izleyebiliyor.
Bu yoğun iç gözlem yerine karşıdaki kişinin söylediklerine ve konuşmanın içeriğine odaklanmak, kaygıyla baş etmede kullanılan yaklaşımlar arasında bulunuyor.
KÜÇÜK ADIMLARLA OLUMSUZ BEKLENTİLER SINANABİLİYOR
Bir toplantıda soru sormak veya küçük bir grupta görüş belirtmek, korkulan sonuçlarla gerçekte yaşananları karşılaştırmaya yardımcı olabiliyor.
Amaç, kişiyi bir anda en zorlandığı ortama sokmak değil; yönetilebilir adımlarla deneyim kazanmasını sağlamak. Böylece sıkıcı bulunma ya da küçük düşme beklentilerinin her zaman gerçekleşmediği görülebiliyor.
BULUŞMA SONRASINDA HER CÜMLEYİ YENİDEN TARTMAK
Sosyal bir ortamdan ayrıldıktan sonra konuşmaları sürekli gözden geçirmek, kişinin yalnızca olumsuz bulduğu ayrıntılara odaklanmasına yol açabiliyor.
Kaygıyla yapılan yorumları somut olaylardan ayırmak bu nedenle önem taşıyor. Birinin ne düşündüğüne ilişkin varsayım, o kişinin gerçekten öyle düşündüğünü göstermiyor.
GÜNLÜK YAŞAMI ETKİLİYORSA DESTEK ALINABİLİR
Yeni insanlarla tanışırken veya iş görüşmesine giderken heyecanlanmak olağan. Kaygının eğitim, iş ve ilişkileri belirgin biçimde kısıtlaması ise profesyonel değerlendirme gerektirebiliyor.
Sosyal kaygı için geliştirilen bilişsel davranışçı terapi, önerilen tedaviler arasında yer alıyor. Terapide olumsuz düşünceler, kaçınma davranışları ve kişinin dikkatini kullanma biçimi üzerinde çalışılıyor.