Meme kanseri çoğunlukla ileri yaşlarla ilişkilendirilse de genç kadınlarda da görülebiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri tanılarında artış eğilimi bulunduğunu belirterek, 20’li ve 30’lu yaşlarda memede fark edilen değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
“YAŞIM GENÇ, MEME KANSERİ OLMAM DEMEYİN”
“1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, meme kanserinin görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ancak hastalığın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkmadığını belirtti.
Özdoğan, “Bununla birlikte bu durum, meme kanserlerinin çoğunun artık genç yaşlarda ortaya çıktığı anlamına gelmez. Buradaki en önemli mesaj; 20’li ve 30’lu yaşlardaki kadınların da memelerinde fark ettikleri yeni bir değişikliği 'Yaşım genç' diyerek ertelememeleridir” dedi.
MEMEDEKİ BU DEĞİŞİKLİKLERE DİKKAT
Özdoğan, her yaşta ortaya çıkabilecek bazı değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Memede veya koltuk altında yeni bir kitle, özellikle kanlı meme başı akıntısı, meme cildinde çekilme veya çökme, meme başının içe dönmesi ve tek memede kalıcı şekil ya da görünüm değişikliği bunlar arasında sıralandı.
Bu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmediğini vurgulayan Özdoğan, kontrol edilmeden beklenmesinin doğru olmadığını ifade etti.
Genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun olabileceğini belirten Özdoğan, değerlendirmede mamografinin yanı sıra ultrason gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabileceğini söyledi. Kullanılacak yöntemin kişinin yaşı, bulguları ve risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
HER GENÇ KADININ MAMOGRAFİ ÇEKTİRMESİ GEREKMİYOR
Genç kadınlarda meme kanseri görülebilmesi, 20’li ve 30’lu yaşlardaki herkesin rutin mamografi yaptırması gerektiği anlamına gelmiyor.
Özdoğan’ın verdiği bilgiye göre Türkiye’de toplum temelli meme kanseri taraması, ortalama risk grubundaki kadınlarda 40 yaşından itibaren uygulanıyor.
Ailesinde genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri bulunan, BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik değişiklik taşıyan ya da başka nedenlerle yüksek risk grubunda değerlendirilen kadınlarda ise tarama daha erken başlayabiliyor.
AİLEDE KANSER OLMAMASI RİSKİ SIFIRLAMIYOR
Meme kanseri tanısı alan her genç kadında kalıtsal bir neden bulunmadığı gibi, ailede meme kanseri öyküsünün olmaması da genetik yatkınlığı tamamen ortadan kaldırmıyor.
Genç yaşta tanı konulması, ailede birden fazla meme veya yumurtalık kanseri vakasının bulunması ve bazı tümör özelliklerinin görülmesi halinde genetik danışmanlığın gündeme gelebileceği belirtildi.
TEDAVİ KİŞİYE VE TÜMÖRE GÖRE BELİRLENİYOR
Meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını belirten Özdoğan, tümörün hormon reseptörleri, HER2 durumu ile genetik ve moleküler özelliklerinin tedavi seçiminde önemli rol oynadığını söyledi.
Özellikle genç hastalarda kanser tedavisinin yanı sıra doğurganlığın korunması, gebelik planı, kemik ve kalp sağlığı ile uzun dönem yaşam kalitesinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
“BELİRTİLERİ ERTELEMEYİN”
Erken farkındalığın önemine dikkat çeken Özdoğan, genç kadınların “Bu yaşta meme kanseri olmaz” düşüncesiyle belirtileri ertelememesi gerektiğini söyledi.
Özdoğan, yaş ne olursa olsun şüpheli bir bulgunun zamanında değerlendirilmesinin erken tanı ve tedavi seçenekleri açısından avantaj sağlayabileceğini belirtti.