Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Aşı Haftası ve “Sağlık İçin Birlikte” etkinlikleri kapsamında yayımladığı 2026 Küresel Sağlık Raporu’nda ilaç güvenliğine ilişkin önemli bir soruna dikkat çekti.
Geçmişte piyasaya sürülen birçok ilacın "standart dozu", 70-80 kilogram ağırlığındaki bir erkek denek profiline göre belirlendi.Bilim insanları, bu durumun kadınlar için aslında "aşırı doz" anlamına geldiğini savunuyor. Rapora göre kadınlar, ilaç yan etkilerini erkeklere kıyasla yüzde 50 ile 70 arasında daha şiddetli yaşıyor.
BİYOLOJİK FARKLAR BELİRLEYİCİ
2025 tarihli farmakokinetik araştırmalar, kadın ve erkek vücudunun ilaçları işleme biçiminde ciddi farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.
Kadınlarda karaciğer enzim aktivitelerinin farklı çalışması, ilaçların metabolize edilme hızını etkilerken; böbrek süzme hızındaki değişiklikler ilacın vücutta daha uzun kalmasına yol açabiliyor.
Ayrıca vücut kompozisyonundaki farklılıklar, özellikle yağda çözünen ilaçların kadınlarda daha uzun süre depolanmasına neden olabiliyor.
“STANDART DOZ” TARTIŞMASI
ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ve Avrupa İlaç Ajansı (EMA) verileri de sorunun boyutunu destekliyor.
Klinik deneylerin büyük bölümünün tarihsel olarak erkek denekler üzerinde yürütülmüş olması, bugün kullanılan birçok ilacın “standart dozunun” kadınlar için yüksek kalmasına yol açabiliyor.
Özellikle uyku ilaçları ve kardiyovasküler tedavilerde, aynı dozun kadınlarda ertesi gün dikkat dağınıklığı ve ciddi ritim bozukluklarına neden olabildiği belirtiliyor.
KLİNİK DENEYLERDE YENİ DÖNEM
DSÖ, bu veri açığını kapatmak amacıyla yeni bir protokol hazırladı.
Toplumsal cinsiyet temelli tıp yaklaşımına dayanan düzenleme kapsamında, klinik araştırmalarda kadın katılımcı oranının nüfusla uyumlu hale getirilmesi planlanıyor.
DSÖ Baş Bilim İnsanı, “Verinin yarısını görmezden gelerek bilim yapılamaz. Cinsiyet bazlı veri sunmayan ilaç başvurularının onay süreci askıya alınacak” açıklamasında bulundu.
SAĞLIK SİSTEMİNE ÇAĞRI
Uzmanlar, kadınlarda görülen yan etkilerin uzun süre “psikolojik” olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu vurguluyor.
Bu durumun biyolojik temelli bir sorun olduğu ve tedavi süreçlerinde cinsiyete özel yaklaşımların benimsenmesi gerektiği ifade ediliyor.
HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN KRİTİK UYARI
DSÖ, sağlık profesyonellerine cinsiyete duyarlı reçeteleme yapılması çağrısında bulunurken, mevcut yaklaşımın devam etmesi halinde kadın hastalar için risklerin sürebileceği uyarısında bulunuyor.