Kara yolu ulaşımından kaynaklanan hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkisi, yeni araştırmalarla bir kez daha gözler önüne serildi. Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi’nin yayımladığı küresel analize göre araç emisyonları, dünya genelinde yaklaşık her 45 saniyede bir erken ölümle ilişkilendiriliyor.
Araştırmacılar, sıfır emisyonlu araçlara geçişin hızlandırılması hâlinde 2050 yılına kadar milyonlarca erken ölümün ve yüz binlerce çocukluk çağı astım vakasının önlenebileceğini belirtiyor.
2024’TE YAKLAŞIK 700 BİN ERKEN ÖLÜM
Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi’nin analizine göre kara yolu taşımacılığından kaynaklanan hava kirliliği, 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 700 bin erken ölümle bağlantılıydı.
Aynı dönemde araç emisyonlarının yaklaşık 250 bin yeni çocukluk çağı astımı vakasına katkıda bulunduğu hesaplandı. Bu veriler, ortalama olarak her 45 saniyede bir kişinin yaşamını yitirdiğini ve her iki dakikada bir çocuğun astıma yakalandığını gösteriyor.
SIFIR EMİSYONLU ARAÇLAR MİLYONLARCA HAYAT KURTARABİLİR
Araştırmada, mevcut politikaların değiştirilmemesi durumunda araç kirliliğiyle bağlantılı yıllık erken ölüm sayısının 2050’ye kadar yüzde 74 artabileceği öngörüldü.
Buna karşılık sıfır emisyonlu otomobil, kamyon ve otobüslerin hızla yaygınlaştırıldığı iddialı senaryoda erken ölümlerin yüzde 63, yeni çocukluk çağı astımı vakalarının ise yüzde 80 azalabileceği hesaplandı.
Bu dönüşümün 2050’ye kadar yaklaşık 8,8 milyon erken ölümü ve 1,7 milyon yeni çocuk astımı vakasını önleyebileceği tahmin ediliyor.
ABD’DE HER SAAT 4 İLA 5 KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYOR
Araştırmanın ABD’ye ilişkin sonuçları da dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Yakıt üretimi ve kara yolu araçlarının kullanımı sırasında oluşan hava kirliliğinin, yalnızca 2024 yılında ABD’de 41 bin 800’den fazla erken ölümle bağlantılı olduğu belirtildi. Aynı dönemde 23 bin 100’den fazla yeni çocukluk çağı astımı vakasının araç kirliliğiyle ilişkili olduğu hesaplandı.
Bu rakamlar, ABD’de her saat ortalama dört ila beş kişinin araç kaynaklı hava kirliliği nedeniyle yaşamını erken kaybettiği anlamına geliyor.
ULTRA İNCE PARÇACIKLAR AKCİĞERLERİN DERİNLERİNE ULAŞIYOR
Araç egzozlarından ve diğer yanma kaynaklarından yayılan ultra ince parçacıklar, hava kirliliğinin en tehlikeli unsurları arasında gösteriliyor.
Çapları 0,1 mikrometreden küçük olan bu parçacıklar, akciğerlerin derin bölgelerine kadar ulaşabiliyor ve kan dolaşımına karışabiliyor. Uzun süreli maruziyetin kalp ve akciğer hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğu belirtiliyor.
McGill Üniversitesi öncülüğünde yapılan bir çalışma, ultra ince parçacıkların Toronto ve Montreal’de yılda yaklaşık 1.100 erken ölümle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.
ELEKTRİKLİ ARAÇLAR TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL
Uzmanlar, elektrikli araçların yaygınlaşmasının egzoz emisyonlarını önemli ölçüde azaltacağını ancak tek başına yeterli olmayabileceğini vurguluyor.
Trafik yoğunluğunun azaltılması, toplu taşımanın geliştirilmesi, eski dizel araçların trafikten çekilmesi ve daha sıkı emisyon standartlarının uygulanması da hava kalitesinin iyileştirilmesi için kritik öneme sahip.
Elektrikli araçların kullandığı elektriğin temiz enerji kaynaklarından üretilmesi de sağlık kazanımlarının büyümesi açısından önemli görülüyor.
AĞIR TİCARİ ARAÇLAR KİRLİLİKTE BÜYÜK PAYA SAHİP
ICCT’nin analizine göre kamyon ve otobüsler, dünya genelindeki araç filosunun yüzde 5’inden daha azını oluşturuyor.
Buna rağmen ağır ticari araçlar, egzoz kaynaklı azot oksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 60’ından, ince partikül madde emisyonlarının yüzde 55’inden ve kükürt dioksit emisyonlarının yüzde 65’inden sorumlu tutuluyor.
Özellikle modern emisyon kontrol sistemlerine sahip olmayan eski kamyon ve otobüsler, trafikteki sınırlı sayılarına rağmen hava kirliliğinde büyük rol oynuyor.
ESKİ DİZEL ARAÇLARIN TRAFİKTEN ÇEKİLMESİ İSTENİYOR
Araştırmacılar, sağlık üzerindeki etkinin azaltılması için eski ve yüksek emisyonlu ticari araçların hızla yenilenmesi gerektiğini belirtiyor.
Daha temiz yakıtların kullanılması, şarj altyapısının geliştirilmesi, sıfır emisyonlu ağır vasıtaların desteklenmesi ve toplu ulaşım yatırımlarının artırılması önerilen adımlar arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre yalnızca yeni araç satışlarına odaklanmak yerine mevcut araç filosunun dönüşümünü hızlandıracak kapsamlı politikalar uygulanması gerekiyor.
HAVA KİRLİLİĞİ DÜŞÜK GELİRLİ ÜLKELERİ DAHA FAZLA VURABİLİR
Araştırmada hava kirliliğinin sağlık yükünün dünya genelinde eşit dağılmadığına da dikkat çekildi.
Mevcut politikaların devam etmesi durumunda yüksek gelirli ülkelerde araç kirliliğine bağlı erken ölümlerin azalması beklenirken, düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde bu sayının 2050’ye kadar yüzde 200’ün üzerinde artabileceği öngörüldü.
Bu tablonun, eski araç filoları, daha zayıf emisyon standartları ve artan trafik yoğunluğu nedeniyle küresel sağlık eşitsizliğini daha da büyütebileceği belirtiliyor.
TEMİZ ULAŞIM HEM İKLİMİ HEM İNSAN SAĞLIĞINI KORUYOR
Araştırmacılar, ulaşım sektöründeki dönüşümün yalnızca karbon salımını azaltmakla sınırlı olmadığını vurguluyor.
Sıfır emisyonlu araçların yaygınlaştırılması, eski dizel araçların trafikten çekilmesi ve trafik yoğunluğunun azaltılması; kalp ve akciğer hastalıkları ile çocukluk çağı astımı üzerinde doğrudan olumlu etki oluşturabilir.
Yeni veriler, temiz ulaşım politikalarının iklim değişikliğiyle mücadele kadar halk sağlığı açısından da hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.