Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Yapay zeka kaygı, stres ve korku örüntülerini taklit etti

Almanya’da yapılan araştırma, büyük dil modellerinin insanlardaki bazı duygusal ve bilişsel örüntüleri kontrollü koşullarda taklit edebildiğini gösterdi.

GÜNCEL ARAŞTIRMALAR 11.06.2026 11:14 Nida Yağmur Mercan 51 okuma Okuma Süresi: 3 dk
Yapay zeka kaygı, stres ve korku örüntülerini taklit etti
Paylaş:
N

Almanya’da yapılan yeni bir araştırma, büyük dil modellerinin insanlardaki bazı duygusal ve bilişsel süreçleri kontrollü koşullarda taklit edebildiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu modellerin ruh sağlığı çalışmalarında yeni deneysel araçlar olarak kullanılabileceğini belirtiyor.

Dünya genelinde ruh sağlığı sorunlarının arttığı, 2050’ye kadar 1,2 milyar insanı etkilemesinin beklendiği ifade ediliyor. Bilim insanları bu nedenle ruhsal bozuklukları daha iyi anlamak, önlemek ve yeni tedavi yaklaşımları geliştirmek için farklı yöntemler üzerinde çalışıyor.

RUH SAĞLIĞI ARAŞTIRMALARINDA MODELLEME ZORLUĞU

Ruh sağlığı sorunlarını hedefleyen konuşma terapilerini geliştirmek, ilaç temelli tedavilere kıyasla daha karmaşık bir süreç olarak değerlendiriliyor.

Bunun temel nedenlerinden biri, insan denemelerinin ve hayvan modellerinin ruhsal bozuklukların tüm karmaşıklığını tam olarak yansıtamaması. Bu durum, araştırmaları hem pratik hem de etik açıdan zorlaştırıyor.

Almanya’daki Dresden Teknik Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi de bu noktadan yola çıkarak, büyük dil modellerinin insanlardaki ruhsal bozuklukların bazı yönlerini modellemek için kullanılıp kullanılamayacağını inceledi.

“DUYGUSAL VE BİLİŞSEL ÖRÜNTÜLERİ YENİDEN ÜRETEBİLİYOR”

TU Dresden’deki PsychoDigital Araştırma Grubu Başkanı Dr. Magdalena Wekenborg, çalışmanın sonuçlarının büyük dil modellerinin kontrollü koşullarda insanın duygusal ve bilişsel süreçlerine ait bazı örüntüleri yeniden üretebildiğini gösterdiğini söyledi.

Wekenborg, “Elde ettiğimiz sonuçlar, büyük dil modellerinin kontrollü koşullarda insanın duygusal ve bilişsel süreçlerine ait örüntüleri yeniden üretebildiğini gösteriyor.” dedi.

Bu modellerin altta yatan mekanizmaları daha iyi anlamak ve konuşma temelli psikoterapi gibi alanlarda yeni yaklaşımları araştırmak için araç olarak kullanılabileceğini belirtti.

LLM’LER DUYGULARI TAKLİT EDEBİLİYOR MU?

Araştırmacılar, bazı ruh sağlığı durumlarının fareler ve diğer organizmalarda modellenebildiğini ancak bu yaklaşımların insan davranışının karmaşıklığını ve öznel yönünü yakalamakta sınırlı kaldığını ifade etti.

Büyük dil modellerinin ise insan zihinsel performansının bazı yönlerine yaklaşan güçlü hesaplama sistemleri haline geldiği vurgulandı.

Çalışmanın yazarları, bu modellerin ikna, duyguları anlama ve akıl yürütme gibi bazı alanlarda insan becerileriyle karşılaştırılabilir performans gösterebildiğini belirtti.

KORKU, KAYGI VE STRES GİBİ DURUMLAR TEST EDİLDİ

Araştırma kapsamında büyük dil modelleri, korku, kaygı, öfke, tiksinti, üzüntü, endişe ve stres gibi duygusal durumları taklit etmeye yönlendirildi.

Bilim insanları daha sonra bu modelleri, ruhsal bozuklukların çeşitli yönlerini incelemek amacıyla deneysel modeller olarak kullandı.

Modeller belirli duygusal durumlara yönlendirildikten sonra, farklı duygu düzenleme stratejileriyle bu durumların tersine çevrilip çevrilemeyeceği test edildi.

İNSANLARDAKİ HATA ÖRÜNTÜLERİYLE KARŞILAŞTIRILDI

Araştırmacılar, yapay zeka modelinde belirli bir duygu oluşturmanın, insanlarda aynı duygu yaşanırken görülen hata örüntülerine benzer sonuçlara yol açıp açmadığını da değerlendirdi.

Çalışmada, büyük dil modellerinin insanlarınki gibi gerçek zihinsel durumlara sahip olmadığı vurgulandı. Buna karşın, dili işleme biçimleri sayesinde bazı düşünme ve tepki tarzlarını taklit edebildikleri belirtildi.

Bu özellik, insanlar ya da hayvanlar üzerinde yapılması mümkün olmayan veya etik açıdan sorunlu olabilecek bazı deneysel testlerin yapay zeka modelleri üzerinde denenebilmesine imkan sağlayabilir.

DENEYLER AYNI KOŞULLARDA TEKRARLANABİLİYOR

TU Dresden’den Jakob N. Kather, büyük dil modelleriyle yapılan deneylerin önemli avantajlarından birinin tekrarlanabilirlik olduğunu söyledi.

Kather’e göre, aynı koşullar korunarak deneylerin ihtiyaç duyulduğu kadar tekrar edilebilmesi ve sistematik biçimde değiştirilebilmesi, psikoloji ve biyomedikal araştırmalar için yeni olanaklar sunuyor.

Kather, bu yaklaşımın daha önce mümkün olmayan veri odaklı psikolojik ve biyomedikal araştırma deneylerinin önünü açabileceğini ifade etti.

PSİKOTERAPİ ARAŞTIRMALARINDA YENİ ARAÇ OLABİLİR

Araştırmacılar, büyük dil modellerinin ruh sağlığı araştırmalarında doğrudan insanın yerine geçemeyeceğini ancak belirli mekanizmaları test etmek için yardımcı bir model olarak kullanılabileceğini belirtiyor.

Bu yaklaşımın özellikle konuşma temelli psikoterapi, duygu düzenleme stratejileri ve ruhsal bozuklukların bilişsel örüntülerini anlamaya yönelik çalışmalarda yeni araştırma alanları oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre yapay zeka modellerinin bu alanda kullanımı, dikkatli etik çerçeveler ve bilimsel denetimle ilerlemeli.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
ETİKETLER
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Teknoloji devlerinden kritik uyarı: Yapay zeka biyolojik silah riskini artırabilir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Teknoloji devlerinden kritik uyarı: Yapay zeka biyolojik silah riskini artırabilir
WhatsApp
İhbar Hattı