Psikolojide “geriye dönüş” anlamına gelen regresyon, kişinin yoğun stres ve travma karşısında daha önceki gelişim dönemlerine ait davranış kalıplarına yönelmesi olarak tanımlanıyor. Regresyon terapisi ise bireyin geçmişte yaşadığı olumsuz deneyimlere kontrollü şekilde dönerek bugünkü ruhsal sorunların kökenini anlamayı amaçlayan bir psikoterapi yöntemi olarak öne çıkıyor.
GÜNCEL SORUNLARIN KAYNAĞI GEÇMİŞTE OLABİLİYOR
Uzmanlara göre bağlanma korkuları, kaygı bozuklukları, ilişki problemleri, özgüven eksikliği ve tekrarlayan davranış kalıpları gibi birçok psikolojik sorunun temelinde işlenmemiş travmalar bulunabiliyor. Regresyon terapisi, bu duygusal yüklerin yeniden değerlendirilmesini hedefliyor.
REGRESYON BELİRTİLERİ NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?
Regresyon yaşayan kişilerde stres sonrası çocukça davranışlar görülebiliyor. Yetişkinlerde küsme, öfke nöbetleri ya da yoğun ilgi bekleme gibi davranışlar dikkat çekerken; çocuklarda parmak emme, altına kaçırma ve bebeksi davranışlar gözlemlenebiliyor.
TERAPİ SÜRECİ NASIL İZLİYOR?
Regresyon terapisi, uzman klinik psikolog eşliğinde yürütülen yapılandırılmış bir süreçten oluşuyor. İlk aşamada danışanın sorunları değerlendirilirken, sonraki süreçte nefes egzersizleri, imgeleme teknikleri veya bazı durumlarda hipnoterapi yöntemleri kullanılabiliyor.
Danışan, terapist rehberliğinde geçmişteki travmatik anılara odaklanırken bilinci açık kalıyor. Seanslarda amaç, geçmiş olayların yetişkin bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi ve olumsuz inançların dönüştürülmesi oluyor.
HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL
Uzmanlar, regresyon terapisinin ağır depresyon, psikoz, yoğun anksiyete ve gerçeklik algısında bozulma yaşayan kişiler için risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca alkol veya madde etkisi altındaki bireylerde uygulanması önerilmiyor.
UZMAN UYARISI
Kontrollü ve profesyonel şekilde uygulandığında güvenli kabul edilen regresyon terapisi, yetkin olmayan kişiler tarafından yapıldığında yanlış anı oluşumu ve duygusal tetiklenme riski taşıyabiliyor. Uzmanlar, bu nedenle terapinin mutlaka alanında eğitimli klinik psikologlar tarafından yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.