Glutensiz beslenmenin son yıllarda yaygınlaşması bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Uzmanlar bu tarz beslenmenin herkese uygun olmadığı uyarısında bulunuyor.
Diyetisyen Selma Öztürk, bu yaklaşımın herkes için gerekli olmadığını, çölyak hastalarında ise zorunlu olduğunu vurguladı. Öztürk, çölyak hastalığının buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten proteinine karşı gelişen otoimmün bir hastalık olduğunu ifade ederek, tanı almamış bireylerde bilinçsiz glutensiz ürün tüketiminin sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
Öztürk, gluten tüketiminin ince bağırsak mukozasına zarar vererek emilim bozukluğu, kansızlık, kilo kaybı, sindirim sistemi sorunları ve çocuklarda büyüme geriliği gibi sonuçlara yol açabildiğini ifade etti. Hastalığın tek tedavisinin ise ömür boyu sıkı glutensiz diyet olduğunu vurguladı.
ÇÖLYAK VE GLUTEN HASSASİYETİ AYNI DEĞİL
Gluten hassasiyetinin çölyaktan farklı olduğunu belirten Öztürk, bu durumda şişkinlik, gaz, karın ağrısı, yorgunluk ve “beyin sisi” gibi şikayetlerin görülebildiğini ancak çölyaktaki gibi bağırsak hasarının oluşmadığını kaydetti.
Bazı bireylerde şikayetlerin gluten yerine buğdaydaki fermente olabilen karbonhidratlardan kaynaklanabileceğine işaret etti.
ÇAPRAZ BULAŞMA RİSKİ
Çölyak hastaları için çapraz bulaşmanın ciddi bir risk olduğunu belirten Diyetisyen Selma Öztürk, glutensiz ürünlerin glutenli gıdalarla en küçük temasının bile bağırsak hasarını tetikleyebileceğini söyledi. Öztürk, Yulaf gibi bazı ürünlerin doğal olarak glutensiz kabul edilmesine rağmen işleme sırasında bulaş riski taşıdığını vurguladı.
Öztürk, “Aynı tost makinesi, kızartma yağı veya mutfak ekipmanlarının ortak kullanımının risk oluşturuyor. Hazırlama ve servis süreçlerinde de dikkatli olunması gerekiyor. Glutensiz etiketli ürünlerde kabul edilen gluten miktarı genellikle 20 ppm’dir ve bu sınır uluslararası standartlara uyumludur” dedi.
“GLUTENSİZ” HER ZAMAN SAĞLIKLI ANLAMINA GELMEZ
Diyetisyen Selma Öztürk, glutensiz ürünlerin otomatik olarak sağlıklı kabul edilmemesi gerektiğini belirtti.
Paketli seçeneklerin yüksek nişasta, şeker, doymuş yağ ve katkı maddesi içerebileceğini ifade eden Öztürk, “Çölyak ya da tanılı gluten hassasiyeti olmayan bireylerde glutensiz ürünlerin rutin tüketimi gerekli değil. Beslenmede asıl odak noktası içerik kalitesini artırmak olmalı” diye konuştu.
DOĞAL BESİNLER ÖNERİLİYOR
Glutensiz beslenmesi gereken bireyler için en uygun yaklaşımın doğal glutensiz besinlere yönelmek olduğunu belirten Öztürk, sebze, meyve, et, balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ile pirinç, karabuğday, kinoa ve mısır gibi gıdaların güvenle tüketilebileceğini ifade etti.
BESLENMEDE DENGE ÖNEMLİ
Öztürk, çölyak hastalarında en önemli sorunlardan birinin beslenmenin tekdüze hale gelmesi olduğunu belirtti. Lif, demir, folat, B vitaminleri, kalsiyum ve D vitamini açısından yetersizlik riski oluşabileceğine dikkati çekti.