Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, Antalya’da düzenlenen kongre kapsamında yaptığı açıklamada, kaygının dünya genelinde yaygın bir sorun haline geldiğini söyledi.
Belirsizlik arttıkça kaygının da arttığını vurgulayan Sayar, geleceğin öngörülemez hale gelmesinin toplumlarda kaygı bozukluklarını tetiklediğini ifade etti.
“KÜRESEL BİR KAYGI PANDEMİSİ VAR”
Sayar, ekonomik sorunlar, siyasi belirsizlikler ve savaşların insan psikolojisi üzerindeki etkisine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Dünya çok enteresan bir dönemden geçiyor. Çok kolaylıkla gücün hakkı, hakkın gücünün önüne geçebiliyor. Yani ben güçlüyüm diyen bir insan, ‘gücü, gücüne yetene’ mantığını çok kolaylıkla uygulayabilir hale geldi. Bu bütün dünyada küresel bir kaygı pandemisine yol açtı.”
İnsanların giderek umut duygusunu kaybettiğini belirten Sayar, “Yarın daha mı kötü olacak?” düşüncesinin yaygınlaştığını dile getirdi.
EKONOMİK BELİRSİZLİK KAYGIYI TETİKLİYOR
İş güvencesinin azalması ve ekonomik dalgalanmaların bireylerde kaygıyı artırdığını ifade eden Sayar, pandeminin ardından gelen küresel krizlerin bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi.
“YAPABİLDİĞİMİZE ODAKLANMALIYIZ”
Kaygıyla başa çıkmanın yollarına değinen Sayar, bireylerin kontrol edebilecekleri alanlara yönelmesi gerektiğini vurguladı:
“Kaygı bozukluğundan korunmak için her birimiz kendi yapabileceğimiz şeye odaklanmalıyız. Bizi aşan, çözemeyeceğimiz büyük dertler için kaygı üretmeyi bırakmalıyız. ‘Kendi küçük köşemizde neyi iyi yapabiliriz?’ buna bakmalıyız.”
TEDAVİ EDİLMEZSE HAYATI FELÇ EDİYOR
Kaygı bozukluğunun tedavi edilmemesi durumunda bireyin işlevselliğini kaybedebileceğini belirten Sayar, bu durumun çalışamama, üretkenliğin azalması ve sosyal hayattan kopma gibi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.
Sayar, yaşam tarzı ve düşünce biçimindeki değişimlerin önemli olduğunu ancak yeterli ilerleme sağlanamaması halinde mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini ifade etti.