Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Multipl Skleroz (MS) Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Bilgin Öztürk, Türkiye’de MS tanısı alan hasta sayısının 95 bini aştığını bildirdi.
Öztürk, erken tanı, düzenli takip ve etkili tedaviler sayesinde MS hastalarının büyük bölümünün aktif ve üretken yaşamlarını sürdürebildiğini belirtti.
MS GENÇ YAŞTA ORTAYA ÇIKABİLİYOR
Prof. Dr. Öztürk, MS’in özellikle genç yaş grubundaki kadınlarda görülen ve yaşamın en üretken döneminde ortaya çıkan kronik bir nörolojik hastalık olduğunu ifade etti.
MS’in, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla beyin ve omuriliği hedef alması sonucu geliştiğini belirten Öztürk, hastalıkta sinir liflerini çevreleyen “miyelin” adlı koruyucu tabakanın zarar gördüğünü aktardı.
Bu hasarın sinir iletiminde yavaşlamaya yol açtığını söyleyen Öztürk, hastalarda görme bozukluğu, uyuşma, güçsüzlük, denge problemi, yürüme güçlüğü, çift görme ve aşırı yorgunluk gibi farklı belirtilerin ortaya çıkabileceğini kaydetti.
BELİRTİLER BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞABİLİYOR
Öztürk, MS belirtilerinin kişiden kişiye büyük değişiklik gösterebildiğine dikkati çekerek, hastalığın bazen yıllarca fark edilmeyebildiğini ya da farklı hastalıklarla karıştırılabildiğini söyledi.
Genç yaşta ortaya çıkan ve en az 24 saat süren görme kaybı, kol veya bacaklarda uyuşma, dengesizlik ve açıklanamayan nörolojik şikayetlerin mutlaka nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“TÜRKİYE’DE 95 BİNDEN FAZLA MS HASTASI VAR”
Türkiye’de MS’e ilişkin son yıllarda önemli veriler elde edildiğini belirten Öztürk, 2025 yılı sonu itibarıyla ülkede 95 binden fazla MS hastası bulunduğunu aktardı.
Öztürk, “Her 100 bin kişi içerisinde yaklaşık 114 kişi tanı almış MS hastasıdır. Kadınlarda bu oran yaklaşık yüz binde 155 iken erkeklerde yüz binde 73’tür. MS hastalığı, kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2,1 kat daha sık görülmektedir.” bilgisini paylaştı.
Hasta sayısındaki artışın, farkındalık ve tanı imkanlarının geliştiğini gösterdiğini belirten Öztürk, MS’in eğitim, kariyer ve aile yaşamının en aktif döneminde ortaya çıkmasının hastalığın etkisini daha da artırdığını ifade etti.
MS TEDAVİSİNDE YENİ SEÇENEKLER VAR
MS tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını söyleyen Öztürk, geçmişte yalnızca atakları azaltmaya yönelik sınırlı tedavi seçenekleri bulunduğunu, bugün ise hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilen ve yaşam kalitesini artırabilen çok sayıda tedavinin kullanıldığını belirtti.
Tedavide en önemli unsurun düzenli takip olduğunu vurgulayan Öztürk, hastalığın bazen klinik belirti vermeden ve atak yaşanmadan da sinsi şekilde ilerleyebildiğini kaydetti.
Düzenli nörolojik muayene ve gerekli durumlarda yapılan MR kontrolleriyle hastalık aktivitesinin erken dönemde saptanabildiğini belirten Öztürk, hastaların MS konusunda deneyimli merkezlerle sürekli iletişim halinde olmasının önemli olduğunu ifade etti.
BİLİMSEL DAYANAĞI OLMAYAN BİLGİLER RİSK OLUŞTURUYOR
Öztürk, sosyal medya ve internet ortamında yayılan bilimsel dayanağı olmayan bilgilerin hastalar açısından ciddi risk taşıdığına dikkati çekti.
“MS tamamen bitkisel yöntemlerle iyileşir”, “ilaç kullanmaya gerek yoktur” ya da “tedaviye ara vermek zararsızdır” gibi yanlış inanışların hastaların sağlığını riske atabildiğini belirten Öztürk, doğru bilginin nöroloji uzmanları, MS merkezleri ve bilimsel kaynaklardan alınması gerektiğini söyledi.
“MS İLE AKTİF YAŞAM MÜMKÜN”
MS tanısı alan bireylerin yaşamdan kopmaması gerektiğini vurgulayan Öztürk, düzenli uyku, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin hastalık kontrolünde önemli rol oynadığını belirtti.
Öztürk, “Bugün birçok MS hastası, eğitimine devam etmekte, çalışmakta, aile kurmakta ve aktif sosyal yaşamını sürdürebilmektedir. MS ile mücadelede en güçlü araç, erken tanı, doğru bilgi, düzenli takip ve hekim-hasta işbirliğidir.” ifadelerini kullandı.