Gece artan öksürük, özellikle uykudan uyandırdığında günlük yaşamı ve uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Ancak gece öksürüğü tek başına bir hastalığın adı değildir. Yatış pozisyonuyla belirginleşen geniz akıntısından astıma, reflüden solunum yolu enfeksiyonlarına kadar farklı nedenler bu şikâyete yol açabilir.
GENİZ AKINTISI GECE ÖKSÜRÜĞÜNÜ ARTIRABİLİR
Burun ve sinüslerden gelen salgıların boğaza doğru akması, özellikle yatınca boğazı daha fazla uyarabilir. Alerjik rinit, kronik rinosinüzit ve burun tıkanıklığı da bu tabloya eşlik edebilir.
Burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırma, sık sık boğaz temizleme ihtiyacı ve boğazın arkasında akıntı hissi bulunan kişilerde üst hava yolu kaynaklı öksürük değerlendirilebilir.
GECE UYANDIRAN ÖKSÜRÜK ASTIMLA İLİŞKİLİ OLABİLİR
Astım, gece öksürüğünde üzerinde durulması gereken nedenlerden biri. Gece veya sabah erken saatlerde ortaya çıkan öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma astım belirtileri arasında yer alabiliyor.
Bazı kişilerde ise belirgin hırıltı veya nefes darlığı olmadan öksürük ön plana çıkabiliyor. Öksürük varyant astım olarak adlandırılan bu durumda öksürük, hastalığın temel hatta tek belirtisi olabilir. Viral enfeksiyonlar, soğuk hava, egzersiz ve alerjenler de astım belirtilerini artırabilir.
GECE ÖKSÜRÜĞÜNÜN NEDENLERİNDEN BİRİ DE REFLÜ
Mide içeriğinin yemek borusuna ve boğaza doğru geri kaçması da kronik öksürüğe neden olabilir. Reflüye bağlı tahriş, öksürüğün yanı sıra ses kısıklığına da yol açabilir.
Her reflü hastasında mide yanması görülmeyebilir. Bu nedenle bazı kişilerde öksürük veya ses kısıklığı ön plana çıkabilir. Yatmak reflüyü kolaylaştırabildiği için şikâyetler bazı kişilerde özellikle gece belirginleşebilir.
ENFEKSİYON SONRASINDA ÖKSÜRÜK BİR SÜRE DEVAM EDEBİLİR
Soğuk algınlığı ve grip gibi solunum yolu enfeksiyonları da öksürüğün yaygın nedenleri arasında bulunuyor. Bronşit ve COVID-19 gibi enfeksiyonlarda da öksürük görülebiliyor.
Enfeksiyon sonrasında burun akıntısı ve ateş sona erse bile öksürük bir süre daha devam edebilir. Ancak öksürük veya ateş düzelmeye başladıktan sonra yeniden kötüleşiyorsa durumun yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
GECE GELEN ÖKSÜRÜK NÖBETLERİNE DİKKAT
Haftalar boyunca devam eden ve nöbetler halinde gelen öksürük de göz ardı edilmemeli. Boğmacada art arda gelen ve kontrol edilmesi güç öksürük nöbetleri görülebiliyor. Bu nöbetler özellikle geceleri daha sık ortaya çıkabiliyor.
Öksürük nöbetlerine kusma, yoğun halsizlik, nefes almakta zorlanma veya nefes alırken tiz bir ses eşlik edebilir. Aşılı yetişkinlerde ise klasik boğmaca sesi her zaman görülmeyebilir.
SİGARA VE ÇEVRESEL ETKENLER DE ÖKSÜRÜĞÜ ARTIRABİLİR
Sigara dumanı, hava kirliliği, kimyasal maddeler ve diğer çevresel etkenler öksürüğe neden olabilir. Yatak odasında bulunan toz, evcil hayvan alerjenleri, küf, sigara dumanı ve yoğun kokular da bazı kişilerde gece şikâyetlerini artırabilir.
Uzun süren kuru öksürükte kullanılan ilaçların da değerlendirilmesi gerekebilir. Bazı ACE inhibitörü grubu tansiyon ilaçları kuru ve inatçı öksürüğe yol açabilir. Ancak ilaç değişikliği veya bırakılması yalnızca hekim değerlendirmesiyle yapılmalıdır.
GECE ÖKSÜRÜĞÜ KALPLE İLGİLİ OLABİLİR Mİ?
Her gece öksüren kişide kalp hastalığı bulunması beklenmez. Ancak yatınca nefes almakta zorlanma, gece nefes darlığıyla uyanma, bacaklarda şişlik ve kuru öksürük birlikte görülüyorsa kalp yetmezliği gibi nedenlerin de değerlendirilmesi gerekebilir.
HANGİ BELİRTİLERDE SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURULMALI?
Öksürükle birlikte nefes almakta güçlük, belirgin nefes darlığı, göğüs ağrısı veya baskısı, kanlı balgam, dudak ya da yüzde morarma, şiddetli veya hızla kötüleşen öksürük, bilinç bulanıklığı, aşırı uyku hali, ateş ve öksürüğün düzelmesinin ardından yeniden kötüleşme gibi belirtiler varsa sağlık değerlendirmesi gerekir.
Açıklanamayan kilo kaybı ve uzun süre devam eden öksürük de değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alır. Üç haftadan uzun süren öksürükte sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir. Yetişkinlerde sekiz haftadan uzun süren öksürük kronik öksürük olarak kabul edilirken, çocuklarda bu süre dört hafta olarak değerlendirilir.