Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Hantavirüs için yeni risk: Yağış, nem ve insan müdahalesi

Uzmanlar, iklim değişikliği, nem artışı ve habitat dönüşümlerinin hantavirüs riskini bazı bölgelerde artırabileceği uyarısında bulundu.

DÜNYA 09.06.2026 16:23 Nida Yağmur Mercan 51 okuma Okuma Süresi: 4 dk
Hantavirüs için yeni risk: Yağış, nem ve insan müdahalesi
Paylaş:
N

Uzmanlar, iklim değişikliğiyle değişen yağış rejimleri, nem oranları ve doğal yaşam alanlarına yönelik insan müdahalesinin, kemirgenler aracılığıyla bulaşan hantavirüsün yayılım riskini bazı bölgelerde artırabileceği uyarısında bulundu.

İklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki etkileri yalnızca çevresel sorunlarla sınırlı kalmıyor. Sıcaklık artışları, yağış rejimlerindeki değişimler ve habitat dönüşümleri, bulaşıcı hastalıkların yayılım dinamiklerini de etkiliyor. Hantavirüs enfeksiyonlarının da bu değişimlerden dolaylı biçimde etkilenebileceği belirtiliyor.

“HANTAVİRÜS KEMİRGENLERDEN İNSANLARA BULAŞAN BİR RNA VİRÜSÜ”

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Ali Öktem, hantavirüsün kemirgenlerden insanlara geçen bir virüs olduğunu söyledi.

Öktem, virüsün genetik bilgisini DNA yerine RNA molekülü üzerinden taşıdığını, bu nedenle hızlı değişim gösterebilen RNA virüsleri arasında yer aldığını belirtti.

Hastalığın ilk kez 1950’li yıllarda Kore Savaşı sırasında tanımlandığını aktaran Öktem, hantavirüslerin bugün farklı coğrafyalarda farklı kemirgen türleriyle taşınan geniş bir virüs ailesi oluşturduğunu ifade etti.

COĞRAFYAYA GÖRE FARKLI HASTALIK TABLOLARI GÖRÜLEBİLİYOR

Prof. Mehmet Ali Öktem, hantavirüslerin coğrafi bölgelere göre farklı klinik tablolara yol açabildiğini belirtti.

Öktem’e göre Amerika kıtasında görülen Andes virüsü gibi bazı türler, akciğer ve kalp tutulumu ile seyreden, ciddi solunum yetmezliğine yol açabilen hantavirüs pulmoner sendromu ile ilişkilendiriliyor.

Avrupa ve Asya’yı kapsayan eski dünya hantavirüsleri ise daha çok böbrek yetmezliğiyle seyreden “renal sendromlu kanamalı ateş” tablosuna neden olabiliyor.

“VİRÜS TAŞIYAN TOZ VE PARTİKÜLLERİN SOLUNMASI RİSK OLUŞTURABİLİR”

Virüsün kemirgenlerde belirgin bir hastalık oluşturmadan idrar, dışkı ve tükürük yoluyla çevreye yayıldığını belirten Öktem, insanlara bulaşın çoğunlukla virüs taşıyan toz ve partiküllerin solunmasıyla gerçekleştiğini söyledi.

Öktem, “Tarla sürme, ahır temizliği ya da kırsal alanlarda yapılan faaliyetler sırasında havaya karışan partiküller risk oluşturabilir. İnsandan insana bulaş ise oldukça sınırlı, yalnızca bazı Andes virüsü varyantlarında nadir vakalar görülebiliyor.” dedi.

Öktem, ölüm oranlarının virüs tipine göre değişmekle birlikte yüzde 5 ila 50 arasında değişebildiğini de kaydetti.

“NEMLİ VE KAPALI ORTAMLARDA DAHA UZUN SÜRE CANLI KALABİLİYOR”

İklim değişikliğinin hantavirüsün yayılımında doğrudan değil, dolaylı etkiler oluşturduğunu dile getiren Öktem, yağış rejimi ve nem artışının kemirgen popülasyonlarını artırabileceğine dikkat çekti.

Öktem, “Özellikle yağış rejimi ve nem artışı kemirgen popülasyonlarını artırabiliyor, bu da virüsün doğadaki dolaşımını güçlendirebiliyor. Yağışlı geçen yıllarda kemirgen sayısındaki artış virüsün çevresel yükünü yükseltebilir. Güneş ışınımı ve ultraviyole etkisi ise virüsün dış ortamda kalıcılığını azaltıyor. Buna karşılık nemli ve kapalı ortamlarda daha uzun süre canlı kalabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Kırsal bölgelerde yaşayanlar ile tarım, ormancılık ve saha çalışmaları gibi doğayla doğrudan temas gerektiren meslek gruplarının daha yüksek risk altında olduğunu belirten Öktem, Türkiye’de hantavirüs riskinin bölgesel farklılıklar gösterdiğini söyledi.

Öktem, iklim değişikliğiyle birlikte risk haritasının dinamik biçimde yeniden şekillendiğini ancak mevcut bulaş özellikleri dikkate alındığında pandemi düzeyinde yayılım ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti.

“BÖLGESEL VE TÜR BAZLI TARAMA YAPILMASI GEREKİYOR”

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sözen ise Türkiye’de 2000’li yılların başından bu yana yürütülen saha çalışmalarının yalnızca kemirgen popülasyonlarını izlemekle sınırlı olmadığını söyledi.

Sözen, bu çalışmaların aynı zamanda insan faaliyetlerinin doğal yaşam üzerindeki etkilerini ortaya koyan kapsamlı bir veri seti oluşturduğunu belirtti.

Türkiye’de 69 kemirgen türü bulunduğunu, bunların yaklaşık 15’inin hantavirüs taşıma potansiyeline sahip olduğunu aktaran Sözen, bu türlerin dağılımının biyolojik özelliklerin yanı sıra insan baskısı, arazi kullanımı değişimi ve iklim etkileriyle de şekillendiğini kaydetti.

“İNSANLARIN DOĞAYA MÜDAHALESİ HASTALIK DİNAMİKLERİNİ ETKİLİYOR”

Prof. Dr. Mustafa Sözen, bir kemirgen türünün taşıyıcı olup olmadığının tek başına yeterli bir kriter olmadığını, aynı türün farklı bölgelerde farklı taşıyıcılık özellikleri gösterebildiğini vurguladı.

Sözen, “Doğu Anadolu’da virüs taşıyan bir tür, Akdeniz’de taşımayabiliyor, bu iklim koşulları kadar insanların doğaya müdahalelerinin de hastalık dinamiklerini etkilediğini gösteriyor. Özellikle ormanlık alanların kesilerek tarıma açılması, bozkır alanların sürülmesi, yeni yerleşim alanları oluşturulması ve habitat yapısının değiştirilmesi bazı kemirgen türlerinin çoğalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle ülke genelinde bölgesel ve tür bazlı tarama yapılması gerekiyor.” dedi.

Sözen, Türkiye’de daha önce dünya literatüründe taşıyıcı olduğu bilinmeyen bazı kemirgen türlerinde de hantavirüs tespit edildiğini belirterek, bunun biyolojik çeşitlilik ve hastalıkların doğa-insan etkileşimiyle şekillenen yayılım dinamikleri açısından önemli veriler sunduğunu ifade etti.

 

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Yapay zekâ tasarımı evrensel aşı umut oldu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Yapay zekâ tasarımı evrensel aşı umut oldu
WhatsApp
İhbar Hattı