İngiltere’de yeni gıda alerjisi vakaları son 10 yılda iki katına çıktı. Verilere göre 2008’de her 100 bin kişide 76 olan vaka sayısı, 2018’de 160’a yükseldi.
Araştırma, ülkede yaklaşık 675 binden fazla kişinin en az bir gıdaya karşı alerji geliştirdiğini ortaya koydu.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZARARLI MADDELERE TEPKİ VERİYOR
Gıda alerjisi, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkıyor.
Belirtiler arasında deri döküntüsü, şişlik, mide bulantısı, nefes darlığı ve astım yer alabiliyor. Bazı vakalarda ise “anafilaktik reaksiyon” olarak bilinen ağır tablo gelişebiliyor. Bu durum ani tansiyon düşüşü ve dolaşım bozukluğuyla hayati risk oluşturabiliyor.
GENETİK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Uzmanlar, ailede alerji öyküsü bulunan çocuklarda riskin daha yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak araştırmacılar, çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıklarının da önemli rol oynadığı görüşünde.
Berlin’deki Charité hastanesinden Prof. Margitta Worm, özellikle küçük yaşlardan itibaren sağlıklı ve doğal beslenmenin koruyucu olabileceğini ifade etti.
“TAMAMEN KAÇINMAK HER ZAMAN ÇÖZÜM DEĞİL”
Uzun yıllar hamile kadınlara alerjen gıdalardan uzak durmaları önerilirken, yeni araştırmalar bunun alerji riskini azaltmadığını gösteriyor.
Prof. Worm, emzirmenin ve az işlenmiş gıdalarla beslenmenin çocuklarda alerji riskini düşürebileceğini belirtti.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ SINIRLI
Uzmanlara göre gıda alerjilerinde en etkili yöntem hâlâ alerjen maddeden kaçınmak. Şiddetli alerjisi olan kişilerin ise adrenalin içeren acil müdahale kitlerini yanlarında taşıması öneriliyor.
Araştırmacılar, gıda alerjilerine yönelik etkili tedavi geliştirme çalışmalarının sürdüğünü ancak mevcut seçeneklerin hâlâ sınırlı olduğunu vurguluyor.