Türk Böbrek Vakfı (TBV), 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında organ bağışının artırılması çağrısında bulundu. Türkiye'de yaklaşık 70 bin kişinin diyaliz tedavisi gördüğünü belirten vakıf, geçen yıl yapılan yaklaşık 3 bin böbrek naklinin yalnızca 500'ünün kadavradan alınan organlarla gerçekleştirildiğini açıkladı.
BÖBREK NAKİLLERİNDE KADAVRA BAĞIŞI SINIRLI KALDI
Vakfın paylaştığı verilere göre geçen yıl Türkiye'de yaklaşık 14 bin kişi diyaliz tedavisine başladı. Diyalize ihtiyaç duyulmadan böbrek nakli yapılan hasta sayısı ise yaklaşık 1900 oldu.
Türkiye'de nakillerin büyük bölümü canlı vericilerden sağlanan organlarla yapılırken organ bağışı sisteminin gelişmiş olduğu ülkelerde kadavradan gerçekleştirilen nakillerin oranı yaklaşık yüzde 80'e ulaşıyor.
ORGAN BAĞIŞI E-DEVLET VE E-NABIZ'DAN YAPILABİLİYOR
Organ bağışında bulunmak isteyen 18 yaşını doldurmuş ve karar verme yeterliliğine sahip kişiler, e-Devlet ve e-Nabız üzerinden bağış beyanında bulunabiliyor. Bağış kararının aile üyeleriyle paylaşılması da kişinin isteğinin bilinmesi açısından önem taşıyor.
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Organ bağışı yalnızca bir organa ihtiyacı olan kişilerin değil, tüm Türkiye'nin konusu olmalı." sözleriyle vatandaşları bağış yapmaya davet etti.
BÖBREK YETMEZLİĞİNİN BAŞLICA NEDENLERİ AÇIKLANDI
Türk Böbrek Vakfı Danışma Meclisi Üyesi Doç. Dr. Mert Altınel, böbrek yetmezliği bulunan hastaların yüzde 42'sinde diyabetin, yüzde 28'inde ise hipertansiyonun hastalığa neden olduğunu belirtti.
Diyabete bağlı böbrek yetmezliği oranının 2024'te yüzde 38'den 2025'te yüzde 42'ye yükseldiğini aktaran Altınel, erken teşhis, düzenli takip, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve tuz tüketiminin azaltılmasının önemine değindi.
40 AYLIK ÇOCUĞA ANNESİNDEN BÖBREK NAKLİ
Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Demet Alaygut, doğuştan nefrotik sendrom nedeniyle böbrekleri alınan bir hastasına 40 aylıkken annesinden böbrek nakli yapıldığını anlattı.
Naklin çocukların büyüme, gelişme ve günlük yaşamlarına daha rahat katılmalarına yardımcı olduğunu belirten Alaygut, tedavi sonrasında düzenli ilaç kullanımı ve yaşam boyu tıbbi takibin devam ettiğini ifade etti. Alaygut, uygun canlı vericisi bulunmayan hastalar için ölüm sonrası organ bağışının önemini vurguladı.