Dünya Sağlık Örgütü, Atlas Okyanusu’nda bir yolcu gemisinde görülen ve 7 vakadan 3’ünün ölümle sonuçlandığı hantavirüsle ilgili değerlendirmesini paylaştı. Kurum, mevcut verilere göre virüsün küresel nüfus açısından düşük risk taşıdığını belirtirken, sürecin yakından izlendiğini açıkladı.
GENOM ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
DSÖ, virüsün daha iyi anlaşılması için genom dizileme çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. Uluslararası kurumlarla koordinasyon halinde yürütülen süreçte, vakaların detaylı şekilde incelendiği ve yeni verilerin takip edildiği ifade edildi.
KEMİRGEN KAYNAKLI BİR VİRÜS
Hantavirüslerin, çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla taşınan ve nadiren insanlara bulaşan zoonotik virüsler grubunda yer aldığı biliniyor. İnsanlara bulaş genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle temas yoluyla gerçekleşiyor. Daha nadir durumlarda kemirgen ısırıklarıyla da enfeksiyon görülebiliyor.
BELİRTİLERİ DİĞER HASTALIKLARLA KARIŞABİLİYOR
Virüsün belirtileri genellikle maruziyetten 1 ila 6 hafta sonra ortaya çıkıyor. Ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetlerle başlayan hastalık, erken dönemde grip ve benzeri enfeksiyonlarla karıştırılabiliyor. Bu durum erken teşhisi zorlaştırıyor.
CİDDİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİYOR
Hantavirüs enfeksiyonu bazı vakalarda ağır seyredebiliyor. Amerika kıtasında hantavirüs kardiyopulmoner sendromu (HCPS) olarak bilinen ve ölüm oranı yüzde 50’ye kadar çıkabilen solunum hastalıklarına yol açabiliyor. Avrupa ve Asya’da ise böbrek sendromlu hemorajik ateş (HFRS) vakaları görülüyor.
VAKALAR NADİR ANCAK ÖLÜMCÜL OLABİLİYOR
Dünya genelinde hantavirüs enfeksiyonları nadir görülse de, ölüm oranları bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Avrupa ve Asya’da yüzde 1-15 arasında seyreden ölüm oranı, Amerika kıtasında daha yüksek seviyelere ulaşabiliyor. Yıllık vaka sayısının 10 bin ile 100 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.
İNSANDAN İNSANA BULAŞ İHTİMALİ TAKİPTE
DSÖ yetkilileri, özellikle yakın temas halinde olan kişiler arasında sınırlı da olsa insandan insana bulaş ihtimalinin değerlendirildiğini belirtiyor. Ancak bu tür bulaşın yaygın olmadığı ifade ediliyor.
SPESİFİK TEDAVİ VE AŞI YOK
Hantavirüs için onaylı özel bir antiviral tedavi ya da aşı bulunmuyor. Uzmanlar, erken dönemde sağlanan destekleyici tıbbi bakımın hayatta kalma oranını artırdığını vurguluyor. Tedavi sürecinde solunum, kalp ve böbrek fonksiyonlarının yakından izlenmesi önem taşıyor.
ÖNLEMLER TEMASA DAYALI
Virüsten korunmada en etkili yöntem, kemirgenlerle teması azaltmak olarak öne çıkıyor. Yaşam alanlarının temiz tutulması, kemirgen girişlerinin engellenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi başlıca önlemler arasında yer alıyor. Salgın durumlarında ise erken tespit, izolasyon ve temaslı takibi kritik rol oynuyor.