Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şerafettin Özdoğan, fibromiyaljide tanıyı ve hastalığın seyrini ağırlaştıran sebepleri MANŞET HABER’e anlattı.
Uzman Dr. Şerafettin Özdoğan, fibromiyaljinin tek bir nedene bağlı klasik bir hastalık olmadığını belirterek, “Bu durum bir doku hastalığı değil, ağrı algılama ve sinir sistemi regülasyonunun bozulmasıdır” dedi.
Özdoğan, “Fibromiyaljide merkezi sinir sistemi aşırı duyarlı hale geliyor. Beyin ve omurilik, normalde ağrı oluşturmayan uyarıları bile ağrı olarak algılayabiliyor. Bu nedenle hastalar çoğu zaman ‘Her yerim ağrıyor ama ortada bir neden yok’ şeklinde şikayetlerde bulunuyor.” İfadelerini kullandı.
TANI KOYMAK NEDEN ZOR?
Fibromiyaljinin tanı sürecinin zor olduğuna dikkat çeken Özdoğan, MR ve kan tahlilleri gibi klasik tetkiklerin genellikle normal çıktığını söyledi.
“Bu nedenle hastalar ‘Bir şeyin yok’ ile ‘çok şeyin var’ arasında kalabiliyor. Oysa sorun, mevcut ölçüm yöntemlerinin bu tabloyu tam karşılamamasıdır” diyen Özdoğan, tanının; en az üç ay süren yaygın ağrı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve “beyin sisi” gibi belirtilerle, bu durumu açıklayacak başka hastalıkların dışlanmasıyla konulduğunu belirtti.
TEK BİR SEBEP YOK, ÇOKLU SİSTEM ETKİSİ VAR
Fibromiyaljinin tek bir nedene bağlanamayacağını vurgulayan Özdoğan, “Bu tablo tek bir kas hastalığı, tek bir psikolojik durum ya da tek bir nörolojik problem değildir. Hepsinin kesişiminde oluşan bir sistem düzensizliğidir” dedi.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şerafettin Özdoğan, ağrı eşiğinin düşmesi, sinir sisteminin hassaslaşması ve stres gibi faktörlerin birlikte etkili olduğunu dile getirdi.
YANLIŞ ALIŞKANLIKLAR TABLOYU AĞIRLAŞTIRIYOR
Uzman Dr. Şerafettin Özdoğan, bazı günlük alışkanlıkların farkında olmadan fibromiyalji belirtilerini artırabildiğine dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:
· Zorlayıcı egzersizler: Yoğun ve vücudu zorlayan egzersizler, kas ve sinir sistemi üzerindeki yükü artırarak ağrıyı şiddetlendirebilir.
· Düzensiz uyku: Yetersiz ve kalitesiz uyku, ağrı eşiğini düşürerek şikayetlerin artmasına neden olabilir.
· Kronik stres ve bastırılmış duygular: Sürekli stres altında olmak, otonom sinir sistemini “savaş ya da kaç” modunda tutar. Bu durum, bedenin sürekli alarm halinde kalmasına yol açar.
· Hareketsizlik: Uzun süreli hareketsizlik, bedendeki yaygın bağ dokusunda sertleşmeye neden olur. Bu sertlik hem ağrıyı tetikler hem de bedenin çevreyi algılama kapasitesini azaltır.
· Sürekli iyileşme baskısı: “Hemen iyileşmeliyim” düşüncesi bile sinir sistemi tarafından tehdit olarak algılanabilir. Bu durum kaygıyı artırarak iyileşme sürecini zorlaştırabilir.
Özdoğan, korunma dürtüsünün kronikleşmesiyle birlikte bedenin sürekli “savaş modu”nda kaldığını ve bunun da doğal dengeyi bozduğunu vurguladı.
hoca'm.emeginize sağlık.