Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, su ekosistemlerinin iklim dengesi, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı hayati role dikkat çekiyor. Uzmanlar, sulak alanların yalnızca doğal yaşam için değil, insan refahı için de vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.
SULAK ALANLAR İKLİM MÜCADELESİNİN MERKEZİNDE
“Küresel Sulak Alan Görünümü 2025” raporuna göre sulak alanlar; taşkın riskini azaltma, suyun doğal yollarla arıtılması, karbon tutma kapasitesi ve yerel ekonomilere sağladığı katkılar sayesinde iklim değişikliğiyle mücadelede kilit bir görev üstleniyor. Ancak rapor, bu alanların dünya genelinde hızla yok olduğunu ortaya koyuyor.
KÜRESEL KAYIP ENDİŞE VERİCİ BOYUTTA
Araştırma bulgularına göre 1970’ten bu yana dünyadaki sulak alanların yaklaşık yüzde 22’si kaybedildi. En büyük kaybın tatlı su ekosistemlerinde yaşandığına işaret edilirken, bunun su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından ciddi riskler oluşturduğu belirtiliyor. Ülkelerin resmi bildirimleri de tabloyu doğruluyor. Sulak alanların durumunda iyileşme yaşandığını bildiren ülkelerin oranı son on yılda belirgin biçimde azalırken, bozulma bildiren ülkelerin oranında artış gözlemlendi.
HİDROELEKTRİK PROJELERİNDE EKOLOJİK DENGE VURGUSU
Raporda enerji üretimiyle sulak alanlar arasındaki ilişki de ayrı bir başlık altında ele alındı. Özellikle hidroelektrik santrallerin, havza bazlı planlama ve çevresel akışların korunması ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Uzmanlara göre doğal su rejiminin sürdürülmesi, mevsimsel değişimlerin dikkate alınması ve sulak alanlara yeterli suyun bırakılması, ekosistemin korunması açısından temel unsurlar arasında yer alıyor.
DOĞRU PLANLAMA İLE ÇİFT YÖNLÜ KAZANÇ MÜMKÜN
Etkili su yönetimi ve çevresel etki değerlendirme süreçlerinin proje aşamasında titizlikle uygulanmasının, hem toplum hem de doğa için çok boyutlu faydalar sağlayabileceği belirtiliyor. Raporda, sulak alanların korunması ile yenilenebilir enerji yatırımlarının birbirine rakip değil; bilim temelli politikalarla birlikte ele alındığında birbirini tamamlayan hedefler olduğu vurgulanıyor. Ayrıca çevresel değerlendirme süreçlerinin güçlendirilmesinin, enerji arz güvenliğine katkı sunduğu ve sulak alanların uzun vadeli korunmasını desteklediği ifade ediliyor. Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında yapılan çağrılarda, hidroelektrik başta olmak üzere tüm yenilenebilir enerji yatırımlarının, sulak alanları merkeze alan sürdürülebilir yaklaşımlarla planlanmasının önemi bir kez daha öne çıkarılıyor.
Kaynak: AA