SON GELİŞMELER
Logo
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi için kritik uyarı

Haber görseli

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde finansmanın belirleyici bir unsur haline geldiğini belirterek, 2053 net sıfır karbon hedefine ulaşabilmek için yıllık enerji yatırımlarının geçmiş dönem ortalamasının yaklaşık 2,5 katına çıkarılması gerektiğini söyledi.

İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Bağ, Türkiye’nin enerji dönüşüm yolculuğunu değerlendirerek 2026 yılına ilişkin beklenti ve öngörülerini paylaştı.

YENİLENEBİLİR ENERJİDE YATIRIM HIZI KORUNMALI

Yenilenebilir enerjide son yıllarda yakalanan ivmenin korunması ve artırılması gerektiğini vurgulayan Bağ, yüksek yatırım temposunun sürmesinin beklendiğini ifade etti. Ancak lisanssız üretimde yaşanan şebeke kısıtları nedeniyle haziran ayından bu yana yeni kapasite tahsislerinin yapılamadığını hatırlattı.

Bağ, 2026 yılında depolamalı yenilenebilir enerji santralleri ile hibrit tesislerin daha yaygın biçimde devreye alınmasının öngörüldüğünü, deniz üstü rüzgar enerjisinde ise fizibilite çalışmalarının ardından yeni bir YEKA süreciyle somut adımların atılabileceğini dile getirdi.

ŞEBEKE MODERNİZASYONU VE ESNEKLİK ÖNE ÇIKIYOR

Şebeke yatırımlarının enerji dönüşümündeki kritik rolüne dikkat çeken Bağ, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızının artık şebeke altyapısının ölçeği ve zamanlamasına bağlı hale geldiğini söyledi. Esnekliğin piyasanın temel anahtarlarından biri haline geldiğini söyleyen Bağ, piyasa tasarımında esnekliği ödüllendiren yapıya geçişin başladığını ve bu sürecin hızlanacağını belirtti.

Dağıtım şebekelerinin modernizasyonunun bu yıl öncelikli başlıklar arasında yer aldığını kaydeden Bağ, iletim şebekesindeki gelişmelere paralel olarak dağıtım altyapısında da benzer bir dönüşümün sağlanmasının büyük önem taşıdığının altını çizdi.

DİJİTALLEŞME VE VERİ MERKEZLERİ YENİ ZORLUKLAR GETİRİYOR

Bağ, veri merkezleri ve yoğun tüketim alanlarının artmasıyla birlikte şebeke yönetiminin 2026 ve sonrasında daha karmaşık bir yapıya bürüneceğini belirtti. Bu sürecin etkin şekilde yönetilebilmesi için hem şebeke modernizasyonunun hem de dijitalleşmenin ön plana çıkacağını söyledi.

“2026 UYGULAMA YILI OLACAK”

Enerji ve iklim politikalarında hedeflerin büyük ölçüde belirlendiğini ifade eden Bağ, 2026 yılının uygulama yılı olacağını dile getirdi. Pilot uygulamanın ulusal Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında başlayacağını belirten Bağ, enerji dönüşümünün sanayi ve ticaret politikalarını hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda daha güçlü şekilde etkileyeceğini söyledi.

Kritik mineraller ve tedarik zincirlerinin stratejik öncelik haline geleceğine işaret eden Bağ, elektrifikasyonun yaygınlaşması için sanayi, binalar ve ulaştırma sektörlerinde net hedefler ve teşvik mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

KÖMÜRDEN ÇIKIŞ VE ADİL GEÇİŞ GÜNDEMDE

Yerli kömür ve kapasite mekanizmasının arz güvenliği ile karbonsuzlaşma dengesini yeniden gündeme taşıdığını belirten Bağ, kömürden aşamalı çıkış planları ve buna bağlı adil geçiş stratejilerinin hazırlanmasının büyük önem taşıdığını belirtti.

Fosil yakıt odaklı geçici çözümlerin kalıcı kilitlenme riskleri doğurabileceğine dikkat çeken Bağ, arz güvenliği ile net sıfır hedefleri arasında dikkatli bir denge kurulması gerektiğini belirtti.

YEŞİL FİNANSMAN İÇİN MERKEZİ YAPI ÖNERİSİ

Finansmanın enerji dönüşümündeki en kritik başlıklardan biri olduğunun altını çizen Bağ, net sıfır hedefi için yıllık yatırım ihtiyacının ciddi biçimde artması gerektiğini söyledi. Sadece elektrik sektörünün karbonsuzlaşması için 2053’e kadar yılda ortalama 15 milyar dolarlık yatırım gerekeceğini ifade eden Bağ, bu tutarın küresel erişilebilir finansman potansiyelinin oldukça sınırlı bir bölümüne karşılık geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin uluslararası yeşil finansmanı çekebilmesi için kapsamlı bir yeşil finansman stratejisi geliştirmesi gerektiğini kaydeden Bağ, bu süreci koordine edecek merkezi bir yapının — örneğin bir “İklim Bankası”nın — önemli bir rol üstlenebileceğini dile getirdi.

COP31 TÜRKİYE İÇİN FIRSAT SUNUYOR

2026 yılının enerji dönüşümünde hızlanmanın arttığı ve piyasa ile politika uyumunun test edileceği kritik bir dönem olacağını vurgulayan Bağ, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’in yalnızca iklim müzakereleri açısından değil, finansman ve teknoloji alanlarında da önemli fırsatlar barındırdığını sözlerine ekledi.

Haber Merkezi

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.