Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, Nipah virüsüne karşı henüz spesifik bir antiviral tedavi bulunmadığını belirterek, hastalıkla mücadelede en etkili yöntemin korunma olduğunu vurguladı.
ÖLÜM ORANI YÜKSEK ZOONOTİK ENFEKSİYON
Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve ölüm oranı oldukça yüksek olan tehlikeli bir zoonotik enfeksiyon olarak biliniyor. Özellikle Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde görülen virüs, zaman zaman ölümcül salgınlara yol açmasıyla dikkati çekiyor.
BELİRTİLER HAFİF BAŞLAYIP AĞIRLAŞABİLİYOR
Doç. Dr. Diktaş, hastalığın başlangıçta basit belirtilerle ortaya çıkabileceğini ancak kısa sürede ağır tablolara ilerleyebileceğini söyledi.
Diktaş, “Ateş, kas ağrıları, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerle başlayan hastalık, bazı olgularda ağır solunum yetmezliğine ya da beyin enfeksiyonu olan ensefalite kadar ilerleyebilmektedir. Bu durum, hastalığın ölümcüllüğünü artıran en önemli faktörlerden biridir.” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE RİSKLİ BÖLGELER ARASINDA DEĞİL
Türkiye’nin Nipah virüsünün doğal olarak görüldüğü ülkeler arasında yer almadığını belirten Diktaş, virüsün taşıyıcısı olan yarasaların doğal yaşam alanlarının ülke sınırları içinde bulunmadığını söyledi.
Ancak riskli bölgelere seyahat edenlerin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Diktaş, “Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerine seyahat eden vatandaşlarımız açıkta satılan yiyeceklerden, meyve sularından ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan kesinlikle kaçınmalıdır. Ayrıca meyve yarasalarının bulunduğu alanlarda temas riskine karşı son derece dikkatli olunmalıdır.” dedi.
KULUÇKA SÜRESİ 45 GÜNE KADAR UZAYABİLİYOR
Nipah virüsünün kuluçka süresinin uzun olabileceğine dikkat çeken Diktaş, belirtilerin genellikle 4 ila 14 gün içinde ortaya çıktığını, ancak bu sürenin 45 güne kadar uzayabildiğini aktardı.
SEYAHAT SONRASI BELİRTİLERE DİKKAT ÇAĞRISI
Riskli bölgelere seyahat eden kişilerin dönüş sonrasında sağlık durumlarını yakından izlemeleri gerektiğini belirten Diktaş, şu uyarılarda bulundu: “Bu süre içinde ateş, solunum sıkıntısı, bilinç değişikliği gibi belirtiler ortaya çıkarsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve seyahat öyküsü sağlık çalışanlarıyla paylaşılmalıdır. Erken farkındalık hem bireysel hem de toplumsal korunma açısından kritik önemdedir.”
