Bir zamanlar beden eğitiminin kutsal cümlesi şuydu: Ne kadar çok, o kadar iyi. Daha fazla hareket, daha fazla spor, daha fazla ter. Artık tablo o kadar basit değil. Güncel bilimsel veriler, bazen yavaşlamanın da iyileştirici olabildiğini söylüyor. Peki spor miktarı teorisi çöktü mü? Bilim insanlarına göre hayır. Ama ciddi biçimde evrim geçirdiği kesin.
BİLİMİN KENDİNİ DÜZELTEN MEKANİZMASI
Bilimin en güçlü yanlarından biri, sürekli kendini sorgulaması. Bu durum en net biçimde sağlıklı yaşamın en temel reçetelerinden birinde görülüyor: hareket. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) uzun süredir kullandığı “hareketsiz yaşam” tanımı, oturarak geçen modern hayatın karşısına bedensel aktiviteyi koyuyor. Ancak yıllar içinde bu öneriler bir yol haritası olmaktan çıkıp, adeta bir performans labirentine dönüştü.
DSÖ’NÜN KLASİK FORMÜLÜ: SAYILARLA SAĞLIK
Güncel DSÖ rehberine göre yetişkinlerin haftada
-
150 - 300 dakika orta düzeyde
-
ya da 75 - 150 dakika yoğun aerobik aktivite yapması,
-
ayrıca haftada en az iki gün kas güçlendirici egzersiz uygulaması gerekiyor.
Kağıt üzerinde net. Günlük hayatta ise bu rakamlar çoğu insan için moral bozucu olabiliyor.
BEŞ DAKİKA YETER Mİ? ŞAŞIRTAN ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Son yıllarda yayımlanan bazı çalışmalar ise bu tabloyu yumuşatıyor. Geniş katılımlı bir araştırmaya göre, günde yalnızca beş dakika daha fazla hareket etmek -özellikle spor sayılmayan gündelik hareketler- toplum genelinde ölüm riskini yaklaşık yüzde 10 azaltabiliyor.
Aynı çalışmada bir başka dikkat çekici bulgu daha var: Günde 30 dakika daha az oturmak, erken ölümlerin yüzde 7’sini önleyebiliyor. Mesaj açık: Mükemmel egzersiz programı yok, ama küçük değişiklikler var.
TEK TİP SPOR YOK, HAREKETTE ÇEŞİTLİLİK VAR
Bir başka geniş kapsamlı çalışma ise 1980’lerden bu yana insanların hareket alışkanlıklarını inceleyerek farklı bir noktaya işaret ediyor: çeşitlilik. Yüzmek, yürümek, bisiklete binmek, koşmak, tenis oynamak, kürek çekmek… Hepsi işe yarıyor. Şart şu: Hep aynı şeyi yapmamak.
Bu çeşitlilik vurgusu, “en doğru egzersiz hangisi” sorusuna verilen cevabı özetliyor: Değiştir.
KARMAŞA MI, UYARI MI?
Bu kadar farklı öneri, sayı ve araştırma insanın sinirlerini bozabiliyor. Ancak bilim insanlarına göre bu karmaşa aslında bir uyarı. Modern hayatın en büyük sorunlarından biri olan zihinsel durağanlığa karşı bir çağrı. Sürekli ekrana bakmak, aynı rutini tekrar etmek ve düşünsel tembelliğe saplanmak sağlığın görünmez düşmanları arasında.
ZİHİN DE HAREKET İSTİYOR
Son dönemde yayımlanan deneysel çalışmalar, beden kadar zihnin de “hareket” istediğini ortaya koyuyor. Olumlu düşünceye odaklanmanın bağışıklık sistemi üzerinde güçlendirici etkileri olduğu gösteriliyor. Yani sağlık denklemi yalnızca kaslar ve kaloriyle sınırlı değil.
SPORUN YENİ TANIMI: DIŞTAN İÇE HAREKET
Böylece spor miktarı tartışması, beklenmedik bir noktaya varıyor: içsel hareket. Bedenin hareketi kadar zihnin esnekliği de önem kazanıyor. Koşmak iyi, ama düşünmek de şart. Yavaşlamak bazen ilerlemek anlamına geliyor.