SON GELİŞMELER
Logo
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Enerji, göç, ekonomi... İran krizi derinleşirken Türkiye'yi neler bekliyor?

Haber görseli

İran'da devam eden protestolar, para biriminin hızla değer kaybetmesi ve döviz piyasasında yaşanan dalgalanmalar, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. Öte yandan sınır komşusunda yaşanan gelişmeler, birçok açıdan Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ekonomist Levent Işık, İran'daki güncel durumu ve Türkiye'ye olası etkilerini Manşet Haber'e değerlendirdi.

Işık'a göre İran'da bugün yaşanan toplumsal ve ekonomik gerilim, yaklaşık kırk yıldır inşa edilen bir yapının kaçınılmaz sonucu. Ülkede enflasyonun 2018'den bu yana yüzde 30'un altına düşmemesi, gıda fiyatlarında bazı dönemlerde yüzde 60-70'e varan artışlar, riyalin dolar karşısında yaklaşık yüzde 90 değer kaybetmesi ve ücretlerin reel olarak ciddi biçimde erimesi, kalıcı bir yoksullaşma rejiminin oluştuğunu gösteriyor. 

"ÇOKLU KUR" SİSTEMİ KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR

Işık'ın aktardığına göre, İran'da sorunun merkezinde "çoklu kur" sistemi yer alıyor. Farklı dış ticaret işlemleri için farklı döviz kurlarının belirlendiği bu sistem, 1979 Devrimi sonrası dövizin devlet kontrolünde stratejik bir kaynak olarak tanımlanmasıyla başladı, zamanla devlete yakın elit kesimler için kalıcı bir servet transferi mekanizmasına dönüştü. 

Dövize erişimdeki bu dengesizlik, belirli kesimlere ayrıcalıklı kurdan döviz erişimi sağlarken, ekonominin geneline döviz kıtlığı olarak yansıyor. Sonuç olarak döviz, teknik bir ekonomi başlığı olmaktan çıkıp toplumun gözünde kimin korunduğunu, kimin yoksullaştırıldığını gösteren bir adalet ölçüsüne dönüştü. Işık’a göre İran ekonomisine dair pek çok başlık, bu sistemin yarattığı sonuçlar etrafında şekilleniyor.

Işık, bugün İran sokaklarında hissedilen öfkenin, tek bir kur artışının değil; yıllar boyunca emeğin sistematik biçimde değersizleştirilmesinin, gelir dağılımının bozulmasının ve gelecek beklentisinin aşınmasının birikmiş sonucu olduğunu söylüyor.

DEMOKRATİK OLMAYAN SİYASAL YAPI, DEMOKRATİK OLMAYAN EKONOMİ DEMEK

Levent Işık, İran'da demokratik bir siyasal sistem olmadığı gibi, demokratik bir ekonomik düzenin de bulunmadığını vurguluyor. Ekonomik karar alma süreçlerinin dar bir çevrenin kontrolünde olduğunu belirten Işık, devletin en üst kademelerinde yer alan isimlerin aileleri ve yakın çevrelerinin ekonomik yapının merkezinde konumlandığını ifade ediyor. Bu durum, ekonominin kapalı, denetimsiz ve ayrıcalıklı bir yapıya dönüşmesine neden oluyor. Işık'a göre, böyle bir sistemde serbest piyasa mekanizmalarının işlemesi ve adil bir ekonomik düzenin kurulması mümkün görünmüyor.

BUGÜNKÜ TABLO 40 YILLIK BİRİKİMİN SONUCU

İran'ın karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların kısa vadeli gelişmelerin sonucu olmadığını belirten Işık, bugünkü tablonun yaklaşık 40 yıllık bir sürecin birikimi olduğunu söylüyor. Bu nedenle mevcut sorunların hızlı ve kolay çözümlerle aşılması mümkün görünmüyor.

REFORM GİRİŞİMLERİNİN BAŞARI İHTİMALİ NEDEN DÜŞÜK?

Mevcut sistem içinde gerçek bir ekonomik reformun başarı şansının son derece düşük olduğunu vurgulayan Işık, bunun temel nedenleri arasında eşitlik ve şeffaflık eksikliğini gösteriyor. Reform girişimleri, mevcut güç odaklarının çıkarlarına dokunduğu anda dirençle karşılaşıyor. Bu nedenle reform söylemleri pratikte karşılık bulmuyor ve hayata geçirilemiyor. Işık'a göre bu koşullar altında sağlıklı ve kalıcı bir ekonomik dönüşüm ihtimali neredeyse yok.

İran'daki mevcut ekonomik yapının bedelini bugüne kadar doğrudan halkın ödediğini belirten Işık, alım gücündeki düşüşün ve yaşam koşullarındaki zorlaşmanın bunun en somut göstergeleri olduğunu ifade ediyor. Olası reform denemelerinde de kısa vadede halkın yeni ve ağır bedellerle karşılaşmasının kaçınılmaz olacağını söylüyor. 

Işık'a göre İran'ın temel sorunu yalnızca ekonomik reform ihtiyacı değil, çok daha köklü bir sistem meselesi. Bu nedenle ekonomik sorunlar, siyasal yapıdan bağımsız ele alınamıyor.

RİYALİN "SIFIR" GÖRÜNMESİ NEYİ İFADE EDİYOR?

Google verilerinde İran riyalinin dolar, euro ve sterlin karşısında "sıfır" gibi görünmesinin, paranın fiilen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Işık, bunun uluslararası alanda değerinin neredeyse kalmadığını gösterdiğini söylüyor. Bu durum, riyalin döviz karşısında alım gücünün son derece zayıf olduğunu ve uluslararası piyasalarda işlevini büyük ölçüde kaybettiğini ortaya koyuyor.

İRAN'A YÖNELİK ABD BASKISI ARTIYOR

İran'da gerilimi artıran bir diğer faktör de ABD tehdidi. ABD Başkanı Trump, "İran protestoculara şiddet uygularsa ABD müdahale eder" diyerek başladı, "İran özgürlüğe hiç olmadığı kadar yakın" diyerek devam etti; son olarak da "Protestolara devam edin, yardım yolda" açıklamasında bulundu. ABD'nin İran'a nasıl müdahale edebileceği tartışılırken Trump, İran ile iş yapan ülkelerin ABD ile gerçekleştirdiği ticarette yüzde 25 oranında ek gümrük vergisi ödeyeceğini açıkladı. Levent Işık, ABD'nin İran'a yönelik uygulayacağı yeni ekonomik yaptırımların ve İran'ın buna karşı atacağı adımların, Türkiye'nin ekonomisi ve ticaretinde de etkili olabileceğini söylüyor.

ABD TEHDİDİ TÜRKİYE'Yİ DE İLGİLENDİRİYOR

İran'ın en fazla ticaret yaptığı ülkeler arasında Çin, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Hindistan yer alıyor. Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler son yıllarda dalgalı bir seyir izliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre iki ülke arasındaki toplam dış ticaret hacmi 2021-2024 döneminde 5-6,5 milyar dolar bandında gerçekleşti.

İran, başta çeşitli kimyasal ürünler olmak üzere tarım ürünleri ve metal cevherleri ithal ediyor. Türkiye'nin İran'dan ithalatında ise en önemli kalem doğalgaz olarak öne çıkıyor. Bunun yanında metal ürünleri ve tarım ürünleri de ithalat sepetinde yer alıyor. İran, ABD, Rusya ve Azerbaycan ile birlikte 2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin en fazla doğalgaz ithal ettiği ülkeler arasında bulunuyor.

ABD'nin İran'la ticareti hedef alan yeni gümrük vergisi hamlesi, Türkiye açısından çift yönlü bir risk oluşturuyor. Bir yandan Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan ABD pazarı, diğer yandan enerji ağırlıklı İran ticareti aynı anda baskı altına giriyor.

İRAN'DAN OLASI GÖÇ NEYİ DEĞİŞTİRİR?

Türkiye'nin sınır komşusu İran'da yaşanan tüm bu gelişmeler, akıllara Türkiye'ye yönelik yeni bir göç dalgasının başlama ihtimalini getiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025'in ilk 11 ayında yabancılara yapılan konut satışlarında Rus vatandaşları 3 bin 145 konutla ilk sırada yer alırken, İran vatandaşları 1 bin 499 konutla ikinci sırada yer aldı. Bu tablo, İran vatandaşlarının halihazırda Türkiye'ye duyduğu ilgiyi gösteriyor.

Son gelişmelere bağlı olarak yaşanabilecek olası bir göç dalgasının Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade eden Işık, böyle bir sürecin Türkiye'de enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtiyor. 

Haber: Buket Saymaz

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.